Ankara Kocatepe Camii’nin oradaki kitabevinden yolun karşısına geçerken koca koca “Türkiye Diyanet Vakfı” tabelalarını görünce insan bir an durup düşünüyor. Camiden çıkan yaşlı amca çocuğuyla el ele, elinde “Kuran-ı Kerim Meali” poşeti. Hani bu vakıf, 1975’te kuruldu. O zamanlar, “Diyanet işlerini destekleyeceğiz, din eğitimi yaygınlaşacak, ihtiyaç sahibi öğrencilere burs vereceğiz” diye çıkmışlar yola. Bugün geldiğimiz noktada ise işin ucu milyonluk bütçelere, uluslararası yardımlara ve epeyce tartışmalı yatırımlara kadar uzandı.
2024 bütçesinde, sadece yurtdışındaki faaliyetler için ayrılan para 2 milyar liraya dayanmıştı. Balkanlar’dan Afrika’ya, her yerde “Türkiye Diyanet Vakfı” tabelalarını görmek mümkün. Özbekistan'da cami açıyorlar, Somali'de su kuyusu; Avusturya'da Türk gençleri için kurs düzenliyorlar. Yani klasik “sadece Türkiye’ye hizmet” olayını çoktan aştılar, nereye baksan bir kolları var.
Tabi işin içinde para olunca, tartışma da eksik olmuyor. Bir arkadaş, geçen yaz üniversite bursu başvurusu yaparken karşısına “Diyanet Vakfı Bursları” çıkmıştı. Başvuruda lise diploması, imam-hatip kökeni, velinin gelir belgesi, bir de karakter referansı istiyorlar. Adamlar, “yabana atmayın, hakkıyla dağıtıyoruz” diyor ama memlekette torpil, adam kayırma dedikoduları her daim ortada. Kapalı kapılar ardında ne dönüyor, bilmek zor.