Geçen hafta Kadıköy vapurunda 7-8 kişilik bir arkadaş grubunun yanına oturdum, hepsi kafasını telefona gömmüş durumda. Bir tanesi kafasını kaldırıp manzaraya bakmıyor. Bir sohbet var ama WhatsApp grubunda dönüyor, yan yana oturup aynı espriye oradan gülüyorlar. İnsan ister istemez "Ne yapıyoruz abi?" diye düşünüyor.
Bundan 15 sene önce, 2011’de, cep telefonum sadece arama yapıyordu. Şimdi sabah gözümü açar açmaz elim otomatikman ekrana gidiyor. İlk baktığım şey döviz kuru, sonra haberler, ardından Instagram. Sonra aklıma geliyor, ortada bir iş yok, ne oldu da bu kadar bağımlı oldum? Fenalık geldiğinde bildirimleri kapatmayı denedim, iki saat sonra yine açtım. FOMO dedikleri illet işte, herkes bir şey yaşıyor da ben geride kalıyorum hissi.
Teknoloji bağımlılığı diyoruz ama durum bayağı ciddi. Sadece sosyal medya da değil, yemek siparişi, flört, alışveriş… Her şey uygulama. Geçen ay marketten alışveriş yapacağım, listeyi kağıda yazmak yerine marketin kendi uygulamasına yazdım, sonra markette uygulamaya bakarken reyonda önüme biri çıktı, neredeyse çarpışıyordum. Herkes kafası eğik, ekran bakıcısı olmuş.
Bir de karşılaştırmalı bakınca, mesela Almanya’da kuzenim yaşıyor. Geçen yıl Berlin’e gittiğimde adamlar toplu taşımada hala kitap okuyor, dergi karıştırıyor, gazete çözüyor. Telefonu var ama bizim gibi her an elinde değil. Orada bir kahveye oturup sohbet etmek normal, burada ise kahvede yan masadakiler TikTok videosu çekiyor, bir gözü sürekli ekranda.