2022 yazıydı, borsada coinlerde düşüş üstüne düşüş. Biraz neşelenmek için kendime airfryer aldım. Model Cosori, şık siyah, dijital ekranlı. Mağazada satıcı on dakika övdü, “yağsız kızartma, az bulaşık, sağlıklı” diye. İlk akşam eve gelir gelmez patates doğradım, içine attım. O dijital panelin ışıkları, uzay mekiği gibi. Fırın sesi hafif jet motoru. Üçüncü dakikada mutfağı mis gibi patates kokusu sardı. Patatesler çıtır, üstümde beyaz tişört tertemiz. O an hayatım değişecek sandım.
Ertesi gün tavuk kanat denedim. Tarif YouTube’dan. Dört aşama: marinele, sepetle, fırına, shakele. Son aşamada, yani sepeti çıkarıp sallama işinde, o sıcak tel bana mısın demiyor. Her seferinde hafif yanık bir el, biraz söylenme. O telin içindeki tavuğun bir kısmı yapışıp kalıyor zaten, teli yıkamak başlı başına bir mesai. Yıkamak için mutfak lavabosuna sığdırmaya uğraş, deterjan dök, ovalamaya çalış, köşe bucak yağ. Normal fırın tepsisine on basar bir pislik.
Üç gün sonra mutfağın köşesi tıkandı. Airfryer, kettle, filtre kahve makinesi, ekmek kızartma, tost makinesi. Kablosu kalkmıyor, fişi devasa, priz karıştı. Her kahvaltıda yer değiştirme, “hangisini kaldırayım” kavgası. Sonra, cihazı kutusuna koymaya içim elvermedi. Dışarıda dursa tozlanıyor, kaldırınca unutuluyor.
Bir hafta sonunda klasik Türk mutfağı özlemi bastı. Karnıyarık, nohut, zeytinyağlı fasulye. Airfryer’da bunlar yok. Dondurulmuş patates bitti, hazır nugget tükendi. Markette freezer reyonunda “bunu da airfryer’a atarım” diye heyecan kalmadı. Asıl mesele, işin felsefesi burada başlıyor: Airfryer, insanı kısa yoldan mutluluğa ulaştıran bir alet gibi satılıyor. “Hemen çıtır patates, hemen az bulaşık, anında sağlık.” Hep hız, hep kolaylık. Ama o kolaylık beşinci gün yerini tembelliğe, köşeye ittirmeye bırakıyor.
Bana kalırsa airfryer, kısa süreli heveslerin sembolü. Tıpkı borsadaki “bu coin kesin uçar” diye alınan ama sonra cüzdanda unutulan altcoinler gibi. İlk sevinç, ilk kullanım, sonra köşede sessiz bekleyiş. Mutfak teknolojileri tarihine “bir zamanlar çok popülerdi” diye girecek ürünler listesine çoktan adını yazdırdı. Şimdi tezgahta yer yok, arada annem soruyor: “O ne işe yarıyordu?” Ben de düşünüyorum, insanın hevesi mi kısa ömürlü, yoksa teknolojik oyuncaklar mı fazla iddialı?