Bayram ziyaretlerinin değişen anlamı, aslında ziyaret etme eyleminin kendisinin ölmesi demek. Ben bunu ilk kez 2018'de fark ettim. O sene Kurban Bayramı'nda İzmir'de yaşayan dayımı ziyaret edeceğim diye plan yaptım, sonra Whatsapp grubunda "bu sene zor olacak, yazarsak yeter mi?" dedim. Kimse itiraz etmedi. Şimdi geri düşünüyorum, kimse itiraz etmediğini söyleyen ben miyim, yoksa gerçekten kimse umursamadı mı, emin değilim.
Bayramın fiziksel anlamı yok oldu çünkü ziyaret artık zorunluluğun ötesinde, sosyal medya meselesi haline geldi. Geçen Ramazan Bayramı'nda annemin yüzüne baktım, o kapıyı açmak için uyandığını biliyordum. Ama ben bilgisayar başında çalışıyorum, ofis pazarları kapalı. Mesaj attım "Salı akşamı geleceğim." Annem "Tamam" dedi. Tamam, o kadar. Sabah altıda telefon çalmadı çünkü zaten biliyordu ne zaman geleceğimi. Sürpriz bitti.
Eski bayramlarda ziyaret, plansız bir şeydi. Kapı çalarsın, ne zaman geleceğin belli değil, anneler heyecan yapsın diye. Şimdi herkes önceden yazıyor, anneler Instagram'dan bayram fotoğrafını görerek haberdar oluyor. Keçiören'deki evde oturuyorum, 40 dakika uzakta, ama Zoom'dan "Bayramınız kutlu olsun" demeyi de normal görüyorum artık. Kuzenim bunu önerdi, ben de "Olur" dedim. İki sene önce böyle bir cümle söylesem, annem beni dönerdi. Şimdi o da "Olur" dedi.
Bayram ziyaretleri değişmedi, zihniyetimiz öldü. Şimdi hepimiz daha uygun zamanı bekliyoruz, daha az yakıt kullansın diye. Biraz da telefon ekranının rahatı alıştırdı bizi. Kapı çalmak, sesini duyup birinin koşarak açması, bu tiyatro bitti. Yerine ne kondu? Bilmiyorum ama bayram artık bayram değil, sadece akraba kontrol günü oldu.