Pazartesi sendromu denen şey, sanki pazar gecesi eve gizlice girip beynine hüzün ve kaygı aşılayan bir alacaklı gibi davranıyor. Benim için pazartesi, özellikle Kadıköy’de evden çıkıp Söğütlüçeşme’ye yürüdüğüm sabahlarda zirve yapıyor. Elimde üçüncü dalga kahveciden alınmış 80 liralık filtre kahve, içimden "Hayatımın hatasını yine tekrarlıyorum" diye geçiriyorum. Bu sendromun çözümü var mı? Vallahi bende yok. İnsanların LinkedIn’de “Monday Motivation!” diye story atmasını izleyince iyice sinirleniyorum. Pazartesi motivasyonu diye bir şey yok, olsa da bana uğramıyor.
Geçen ay, Nişantaşı’nda bir kafede oturdum, masada dört kişi. Sabah 9.15. Üçünün suratı limon satıcısı gibi, birinin gözleri kısık, muhtemelen hala rüyasında. Siparişim geldi: avokadolu tost. Bir lokma aldım, dedim ki "Kendimi kandırıyorum. Ne bu yeşil şey bana enerji veriyor ne de yeni hafta için umut aşılıyor." O anda anladım ki pazartesi sendromunu yenmek için mucize bir kahvaltı yok. Koca bir kapitalist haftanın ilk roundu, kaçış yok.
Bir kez de pazartesi sabahı Mecidiyeköy’de metrobüs kuyruğunda kaldım. 07.45, kalabalık ve ter kokusu. O an anladım ki, sendromun ilacı yok. Tek teselli, yanımdaki adamın en az benim kadar mutsuz olmasıydı. Arada sırada pazartesi sendromuyla mücadele ettiğimi sanıyorum, ama sonra Google Takvim’den toplantı bildirimi geliyor, yine başa dönüyorum. Sistem çalışıyor, ben de onun çarkında dönmeye devam ediyorum.
Geçen ay, Nişantaşı’nda bir kafede oturdum, masada dört kişi. Sabah 9.15. Üçünün suratı limon satıcısı gibi, birinin gözleri kısık, muhtemelen hala rüyasında. Siparişim geldi: avokadolu tost. Bir lokma aldım, dedim ki "Kendimi kandırıyorum. Ne bu yeşil şey bana enerji veriyor ne de yeni hafta için umut aşılıyor." O anda anladım ki pazartesi sendromunu yenmek için mucize bir kahvaltı yok. Koca bir kapitalist haftanın ilk roundu, kaçış yok.
Bir kez de pazartesi sabahı Mecidiyeköy’de metrobüs kuyruğunda kaldım. 07.45, kalabalık ve ter kokusu. O an anladım ki, sendromun ilacı yok. Tek teselli, yanımdaki adamın en az benim kadar mutsuz olmasıydı. Arada sırada pazartesi sendromuyla mücadele ettiğimi sanıyorum, ama sonra Google Takvim’den toplantı bildirimi geliyor, yine başa dönüyorum. Sistem çalışıyor, ben de onun çarkında dönmeye devam ediyorum.
00