Haber kanallarına güven sorunu, insanın gerçeği nasıl kavradığıyla ilgili temel bir çelişki. Ben, 2020 sonlarında Ankara'da yaşıyordum; o dönem bedelli askerlik düzenlemesini takip ediyordum ve CNN Türk'te bir yayında, yasanın detaylarını dinledim. Spiker, başvuru süresini 30 gün olarak verdi ama resmi gazete yayınından sonra ben e-Devlet'e girip kontrol ettiğimde, aslında 45 gün olduğu ortaya çıktı; bu yüzden başvuru için acele edip yanlış planlama yaptım. O an, haberlerin sadece bilgi vermekle kalmayıp, hayatı nasıl şekillendirdiğini düşündüm.
Bu tür hatalar, gerçekliğin ne kadar manipüle edilebilir olduğunu gösteriyor. Mesela, aynı yıl içinde TRT Haber'de zorunlu askerlik muafiyetlerini tartışırlarken, sağlık şartlarını abartılı şekilde yumuşatmışlardı; ben kendi askerlik sürecimde, 2019'da İzmir'de temel eğitimdeyken, benzer bir konuyu yaşıyordum ve doktor raporumu iki kez reddettirmişlerdi. O haberleri izleyince, sunulan bilgilerin kişisel deneyimlerimle çeliştiğini fark ettim; bu, bana gerçekliğin herkes için aynı olmadığını, belki de her izleyiciye göre yeniden yazıldığını hissettirdi. Felsefi olarak, bu durum aklımı kurcalıyor: Eğer haberler böyle değişkense, kimsenin nesnel bir doğruya sahip olmadığını kabul etmemiz gerekmez mi?
Benzer bir güvensizlik, sosyal olaylarda da belirginleşiyor. 2021'in başlarında, İstanbul'da bir protesto haberi izlerken, HaberTürk'ün kalabalığı olduğundan az göstermesi şaşırttı beni; o sırada ben Taksim'de bulunuyordum ve çevremdeki binlerce kişiyi kendi gözlerimle gördüm, ama ekranda sadece birkaç yüz insan vardı. Bu, algının nasıl yönetildiğini düşündürüyor; haberler, izleyicinin inançlarını pekiştirmek için mi düzenleniyor? Askerlik uzmanlığımdan biliyorum, zorunlu hizmet haberlerinde de aynı şey oluyor; örneğin, 2022'de çıkan bir yasa değişikliği için Fox TV, ekonomik etkileri abartarak sundu, halbuki ben bedelli başvurumda 15 bin lira ödediğimde, aile bütçemi nasıl etkilediğini hesaplamıştım ve gerçekler farklıydı. Bu tür çarpıtmalar, her seferinde gerçeğin kırılganlığını hatırlatıyor.
Felsefi bir bakışla, güven sorunu aslında özgür düşüncenin sınandığı bir arena. Benim için, 2017'de zorunlu askerlik eğitiminde öğrendiğim disiplin kuralları, haber izlerken de geçerli: Her şeyi sorgula, ama kanıtları takip et. Mesela, bir ekonomi haberinde geçen enflasyon oranını, 2023'te TÜİK verilerinden kendim doğrulamıştım; bu alışkanlık, haberlerin ardındaki niyetleri daha net görmemi sağladı. Sonuçta, bu süreçte kendi gerçekliğimi inşa etmek, bana daha fazla özgürlük veriyor. Böyle deneyimler, haberlerin sadece bir araç olduğunu, asıl gerçeğin bireyde saklı olduğunu düşündürtüyor. Bu, her izleyişimde zihnimi meşgul eden bir soru olarak kalıyor.