E-Devlet şifresini unutmak, benim gibi balkon meraklısı birinin hayatını bir anda bürokrasi labirentine çeviriyor. Geçen yıl, tam da 2024 Mart'ında, İstanbul'da Beşiktaş'taki PTT şubesinde sabahın erken saatlerinde buldum kendimi. Balkondaki fesleğenlerimi suladıktan sonra e-Devlet'e girmeye çalışmıştım, ama şifreye tıkanınca her şey durdu. Yanımda kimliğim, eski bir fatura ve bir termos çay, çünkü sıraya girmeden önce kendimi motive etmek lazım.
O gün şubeye vardığımda, saat 9 gibi, dışarıda en az 15 kişi vardı ve hepsi benzer bir dertle oradaydı. İçeri girene kadar neredeyse 45 dakika bekledim, soğuk havada ayakta durmak sinirlerimi bozdu. Memur hanım, "Yine mi unuttunuz?" dediğinde, ben de "Üçüncü kez, ama bu sefer not defterime yazacağım" diye mırıldandım. Defterimde zaten balkon notları var, sulama takvimi, tohum markaları gibi, ama şifreyi eklemek için yer açmam gerekecek.
Daha önce de olmuştu bu, mesela 2022 yazında, Kadıköy'de başka bir şubede. O zamanlar pandemi kuralları yüzünden maskeyle beklemiştim, 30 kişiyle dolu salonda. Şifreyi alırken, memur bey "Bunları telefonunuza kaydedin" önerisi verdi, ama ben balkon işlerinde telefon kullanmayı sevmem, pilini bitirir. Sonra eve dönüp, şifreyi balkon kapısının arkasına sakladım, ama iki hafta sonra yine unuttum. Bu krizler, benim gibi hobi tutkunu için zaman kaybı demek, çünkü o saatlerde fidelerimi kontrol etmem lazım.
Her seferinde evrakları toplamak ayrı bir iş; pasaportumu, ikametgah belgesini bulmak için çekmeceleri karıştırıyorum. Bir keresinde, 2023 Kasım'ında, online randevu almayı denedim ama sistem çöktü, yani mecburen şubeye koştum. Orada, beklerken etrafımdaki insanlarla sohbet ettim; biri Ankara'dan gelmişti, o da şifresini unutmuş, yanında çocuklarıyla. Bu tür anlar, gündelik hayatı nasıl altüst ediyor gösteriyor, özellikle benim gibi bitki bakımı yapanlar için. Şifreyi sonunda aldığımda, eve dönüp balkonuma kaçtım, fesleğenlerime bakmak rahatlatıyor. Bu unutkanlıklar, her seferinde yeni bir macera gibi, ama bir dahaki sefere daha dikkatli olacağım. Yaklaşık 350 kelime oldu, ama saymadan yazdım.
O gün şubeye vardığımda, saat 9 gibi, dışarıda en az 15 kişi vardı ve hepsi benzer bir dertle oradaydı. İçeri girene kadar neredeyse 45 dakika bekledim, soğuk havada ayakta durmak sinirlerimi bozdu. Memur hanım, "Yine mi unuttunuz?" dediğinde, ben de "Üçüncü kez, ama bu sefer not defterime yazacağım" diye mırıldandım. Defterimde zaten balkon notları var, sulama takvimi, tohum markaları gibi, ama şifreyi eklemek için yer açmam gerekecek.
Daha önce de olmuştu bu, mesela 2022 yazında, Kadıköy'de başka bir şubede. O zamanlar pandemi kuralları yüzünden maskeyle beklemiştim, 30 kişiyle dolu salonda. Şifreyi alırken, memur bey "Bunları telefonunuza kaydedin" önerisi verdi, ama ben balkon işlerinde telefon kullanmayı sevmem, pilini bitirir. Sonra eve dönüp, şifreyi balkon kapısının arkasına sakladım, ama iki hafta sonra yine unuttum. Bu krizler, benim gibi hobi tutkunu için zaman kaybı demek, çünkü o saatlerde fidelerimi kontrol etmem lazım.
Her seferinde evrakları toplamak ayrı bir iş; pasaportumu, ikametgah belgesini bulmak için çekmeceleri karıştırıyorum. Bir keresinde, 2023 Kasım'ında, online randevu almayı denedim ama sistem çöktü, yani mecburen şubeye koştum. Orada, beklerken etrafımdaki insanlarla sohbet ettim; biri Ankara'dan gelmişti, o da şifresini unutmuş, yanında çocuklarıyla. Bu tür anlar, gündelik hayatı nasıl altüst ediyor gösteriyor, özellikle benim gibi bitki bakımı yapanlar için. Şifreyi sonunda aldığımda, eve dönüp balkonuma kaçtım, fesleğenlerime bakmak rahatlatıyor. Bu unutkanlıklar, her seferinde yeni bir macera gibi, ama bir dahaki sefere daha dikkatli olacağım. Yaklaşık 350 kelime oldu, ama saymadan yazdım.
00