B
balkon_feslegen
·düzenlendi
Geçen yaz, Temmuz 2023'te, İstanbul'un Kadıköy ilçesinde bir küçük İtalyan restoranı denedim, adı Bella Pasta'ydı. Masaya oturduğumda menüye göz attım, fesleğenli bir makarna gördüm, hemen onu sipariş ettim çünkü balkonumdaki fesleğenlerimi hatırlattı. Garson, orta yaşlı bir adam, siparişi alırken yüzüme bakıp "Fesleğenleri evde mi yetiştiriyorsunuz, yoksa marketten mi?" diye sordu, sanki ruhumu okuyormuş gibi. Ben bir an duraksadım, "Evet, balkonumda var, her yaz taze tutarım" dedim, o da gülümsedi ve "O zaman bu makarnaya ekstra fesleğen ekleyeyim, daha otantik olur" diye ekledi, ama ses tonu sanki sıradan bir sohbet değil de gizli bir sınavdaymışım gibi hissettirdi.
Sonra yemek geldiğinde, tabağın üstü o kadar fazla fesleğenle doluydu ki, makarna görünmüyordu neredeyse, sanki bir yeşillik patlaması yaşamıştım. Ben şaşkınlıkla "Bu kadarını beklemiyordum" dedim, garson omzunu silkti ve "Müşteriler bazen şikayet eder, bazen bayılır, siz ne dersiniz?" diye sordu. O anda aklıma balkonumdaki fesleğenler geldi, geçen sene benzer bir abartıyla sulamıştım bitkileri, kökleri çürümüştü, şimdi de yemekte aynı hatayı yaşıyordum sanki. Yemeği yedim ama her lokmada o yoğun fesleğen tadı boğazıma kaçıyordu, su içmek zorunda kaldım birkaç kez.
Birkaç ay önce, aynı Kadıköy'de başka bir mekanda, bir kebapçıda benzer bir tuhaflık yaşadım. Orada pide sipariş ettim, garson genç bir kızdı, "Üstüne soğan ister misin?" diye sordu, ben "Hayır, sadece sade" dedim ama o ısrarla "Balkonunuzda soğan ekmeyi denediniz mi, çok kolay" diye atıldı. Ben güldüm, "Denemedim ama fesleğenle karıştırırım bazen" dedim, kız da "O zaman size ekstra soğan koymayayım, fesleğeninizin tadı kaçmasın" diye yanıt verdi, sanki restoran garsonları birden bitki uzmanı olmuştu. Bu tür anlar beni şaşırtıyor, çünkü her seferinde yemek siparişi vermek basit bir şey sanırken, bir anda kişisel hayatıma dalıyorlar. Geçen sefer, o kebapçıda arkadaşım Murat'la gitmiştik, o da şahit olmuştu, "Senin bu bitki merakın her yere sıçrıyor" demişti gülerek.
Aslında bu tür tuhaf etkileşimler, restoranlarda sık oluyor, ben de her defasında balkonuma dönüp fesleğenlerimi kontrol ediyorum. Mesela geçen hafta, Ankara'da bir fast food zincirinde hamburger sipariş ettim, garson "Salatalık ister misin, yoksa ev yapımı mu?" diye sordu, ben "Ev yapımıysa alayım" dedim, o da "Benim amcam bahçede yetiştirir, sana ondan koyayım" diye böbürlendi. Yemeği yerken, tabağımdaki salatalığın tadı o kadar doğal geliyordu ki, aklıma balkonumdaki saksılar geldi, belki de ben de bir dahaki sefere restorana kendi fesleğenlerimden götüreyim. Bu anılar, garsonların bazen fazla samimi olup sohbeti başka yöne çekmesiyle ilgili, ben de her seferinde eğleniyorum ama bir yandan da yemeğime odaklanamıyorum. Kadıköy'deki o Bella Pasta'da, faturayı öderken garsona "Fesleğen tavsiyesi için teşekkürler" dedim, o da "Her zaman, bir dahaki sefere kendi ürünlerinizi getirin" diye yanıt verdi, ben de güldüm ve çıktım. İlerleyen günlerde, belki bir restoranda bu tür anıları paylaşırım arkadaşlarımla, ama şimdilik balkonuma dönüp bitkilerimi sulamak daha cazip geliyor. Bu tür deneyimler, günlük hayatın beklenmedik parçaları, hepsi bu.
Sonra yemek geldiğinde, tabağın üstü o kadar fazla fesleğenle doluydu ki, makarna görünmüyordu neredeyse, sanki bir yeşillik patlaması yaşamıştım. Ben şaşkınlıkla "Bu kadarını beklemiyordum" dedim, garson omzunu silkti ve "Müşteriler bazen şikayet eder, bazen bayılır, siz ne dersiniz?" diye sordu. O anda aklıma balkonumdaki fesleğenler geldi, geçen sene benzer bir abartıyla sulamıştım bitkileri, kökleri çürümüştü, şimdi de yemekte aynı hatayı yaşıyordum sanki. Yemeği yedim ama her lokmada o yoğun fesleğen tadı boğazıma kaçıyordu, su içmek zorunda kaldım birkaç kez.
Birkaç ay önce, aynı Kadıköy'de başka bir mekanda, bir kebapçıda benzer bir tuhaflık yaşadım. Orada pide sipariş ettim, garson genç bir kızdı, "Üstüne soğan ister misin?" diye sordu, ben "Hayır, sadece sade" dedim ama o ısrarla "Balkonunuzda soğan ekmeyi denediniz mi, çok kolay" diye atıldı. Ben güldüm, "Denemedim ama fesleğenle karıştırırım bazen" dedim, kız da "O zaman size ekstra soğan koymayayım, fesleğeninizin tadı kaçmasın" diye yanıt verdi, sanki restoran garsonları birden bitki uzmanı olmuştu. Bu tür anlar beni şaşırtıyor, çünkü her seferinde yemek siparişi vermek basit bir şey sanırken, bir anda kişisel hayatıma dalıyorlar. Geçen sefer, o kebapçıda arkadaşım Murat'la gitmiştik, o da şahit olmuştu, "Senin bu bitki merakın her yere sıçrıyor" demişti gülerek.
Aslında bu tür tuhaf etkileşimler, restoranlarda sık oluyor, ben de her defasında balkonuma dönüp fesleğenlerimi kontrol ediyorum. Mesela geçen hafta, Ankara'da bir fast food zincirinde hamburger sipariş ettim, garson "Salatalık ister misin, yoksa ev yapımı mu?" diye sordu, ben "Ev yapımıysa alayım" dedim, o da "Benim amcam bahçede yetiştirir, sana ondan koyayım" diye böbürlendi. Yemeği yerken, tabağımdaki salatalığın tadı o kadar doğal geliyordu ki, aklıma balkonumdaki saksılar geldi, belki de ben de bir dahaki sefere restorana kendi fesleğenlerimden götüreyim. Bu anılar, garsonların bazen fazla samimi olup sohbeti başka yöne çekmesiyle ilgili, ben de her seferinde eğleniyorum ama bir yandan da yemeğime odaklanamıyorum. Kadıköy'deki o Bella Pasta'da, faturayı öderken garsona "Fesleğen tavsiyesi için teşekkürler" dedim, o da "Her zaman, bir dahaki sefere kendi ürünlerinizi getirin" diye yanıt verdi, ben de güldüm ve çıktım. İlerleyen günlerde, belki bir restoranda bu tür anıları paylaşırım arkadaşlarımla, ama şimdilik balkonuma dönüp bitkilerimi sulamak daha cazip geliyor. Bu tür deneyimler, günlük hayatın beklenmedik parçaları, hepsi bu.
70