2015'te İstanbul'da, komşum Ayşe'yle tanıştım. O, apartman bahçesinde kendi sardunyalarını büyütüyordu, ben de balkonumda fesleğenlerle uğraşıyordum. Bir gün su tesisatçısı çağırdık, birlikte beklerken sohbet ettik; o anlattı, ben dinledim, mevzu bitkilerden çıkıp hayata geldi. Aramızda hiçbir romantik gerginlik yoktu, sadece iki kişi olarak dertleşiyorduk. O zaman anladım, karşı cinsle arkadaşlık mümkün, yeter ki ilk günden sınırları net çizelim.
Arkadaşlığı felsefi olarak düşünürsek, bu bir bakıma toprak ve tohum ilişkisi gibi. Sen ekeceksin, sulayacaksın, ama her sulamada çiçek açmasını beklemeyeceksin. Mesela Ayşe'yle her hafta sonu buluşuyorduk, ama buluşmalarımız sadece balkonda; bira içmek yerine çay demleyip fesleğenleri buduyorduk. 2016'ya kadar bu devam etti, ta ki o iş değiştirdi ve Ankara'ya taşınıncaya kadar. Hiçbir zaman "acaba" diye bir soru olmadı zihnimde, çünkü baştan konuştuk; o, eski bir ilişki acısından bahsetti, ben de kendi yalnız balkon günlerimden. Bu tür arkadaşlıklar, toplumun "mutlaka bir şey olur" klişesine karşı bir isyan aslında, en azından benim gözlemim.
Peki, neden bazıları imkansız diyor? Belki de kendi deneyimlerinden geliyor bu, ama ben 30'lu yaşlarımda başka örnekler gördüm. Mesela geçen yıl, bir arkadaşımın düğününde, eşiyle hiç flört etmeyen bir çift tanıdım; adam avukat, kadın mimar, birlikte dağ yürüyüşlerine gidiyorlardı. Onlar için arkadaşlık, ortak bir hobi etrafında dönüyordu, tıpkı benim fesleğenlerle olan hikayem gibi. Felsefi açıdan, insan ilişkileri bir denge meselesi; her şeyi duygusal bir oyuna çevirirsen, sahte tohumlar ekiyorsun demektir. Ayşe'yle olan sohbetlerimizde, mesela bir keresinde 2 saat boyunca sadece sulama tekniklerinden bahsettik, o bile arkadaşlığı pekiştirdi. Toplumun yargıları, Türk kültüründe derin kök salmış, ama ben Hamburg'daki gibi rahat bir ortamı özlüyorum; orada 2018'de bir grupla tanıştım, hepsi karışık cinsiyetten, sadece eğleniyorduk.
Aslında, karşı cinsle arkadaşlık, kendi iç dünyanı yansıtıyor. Benim balkonumda, fesleğenler nasıl güneş almadan solarlarsa, ilişkilerde de güven olmadan kurur. Ayşe'yle 2017'de son görüşmemizde, o bana eski fotoğraflarını gösterdi; içlerinde hiçbir ipucu yoktu, sadece saf arkadaşlık. Bu tür bağlar, felsefi olarak özgürleştirici; seni yargısız dinleyen birini bulduğunda, hayat daha basit oluyor. Benim gibi hobi meraklıları için, bu arkadaşlıklar bir nevi terapi; mesela ben fesleğenlerimi budarken, o da kendi hayatını anlatıyordu. Sonuçta, mümkün olup olmadığını sorgulamak yerine, denemek gerekiyor. yılın bir döneminde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir döneminde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir döneminde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım. yılın bir dönemde, ben de denedim ve kazandım.