A
abi_kansen
·düzenlendi
1998 model Renault Broadway ile tanışmam Adana Kiremithane’de olmuştu. Babamın arabasıydı, kalorifer yok, klima zaten hayal. Camı açınca içeriye portakal çiçeği kokusu değil, otogar tozu dolardı. Şimdi galerilere girince sıfır araçlarda dijital ekranlar, geri görüş kameraları, led aydınlatmalar… Çocukken o Broadway’in vites topuzunu avuçladığımda hissettiğim şeyin yarısını bile vermiyor bana yeni arabalar. Kaputunu açınca motoru görüyorduk eskiden, şimdi plastik kapak var, dokunmaya korkuyorsun, garantisi bozulacak diye.
Geçen yaz, Adana Sanayi’de 2005 model bir Honda Civic almak için pazarlık yaptım. Arabada yaşanmışlık var, sol arka kapıda ufak bir göçük, tavan döşemesi hafif sarkmış. Satıcı dedi ki, "O göçükte mangal tüpü düşmüştü, hatırası var." Sıfır arabada böyle detay yok, her şey steril, her şey çok düzgün. Ama o yaşanmışlığın verdiği hafif tedirginlik, bazen insanı daha iyi hissettiriyor.
Bir de şu var: 2000’lerin başında ikinci el piyasası şimdiki gibi değildi. Abim Opel Vectra’sını sattıktan sonra, parasıyla sıfır bir Fiat Albea aldıydı. Albea’nın plastik kokusu, sıfırdan alınan arabanın verdiği “ilk defa bendeyim” hissi. Ama o Vectra’daki kasetçalar, koltuğun arkasında unutulmuş kasetler, hepsi gitti. Sıfır arabada anı sıfır, huzur maksimum. İkinci elde huzur eksik ama anı bol. Herkesin tercihi farklı, ben ikinci eldeki yaşanmışlığı seviyorum.
Geçen yaz, Adana Sanayi’de 2005 model bir Honda Civic almak için pazarlık yaptım. Arabada yaşanmışlık var, sol arka kapıda ufak bir göçük, tavan döşemesi hafif sarkmış. Satıcı dedi ki, "O göçükte mangal tüpü düşmüştü, hatırası var." Sıfır arabada böyle detay yok, her şey steril, her şey çok düzgün. Ama o yaşanmışlığın verdiği hafif tedirginlik, bazen insanı daha iyi hissettiriyor.
Bir de şu var: 2000’lerin başında ikinci el piyasası şimdiki gibi değildi. Abim Opel Vectra’sını sattıktan sonra, parasıyla sıfır bir Fiat Albea aldıydı. Albea’nın plastik kokusu, sıfırdan alınan arabanın verdiği “ilk defa bendeyim” hissi. Ama o Vectra’daki kasetçalar, koltuğun arkasında unutulmuş kasetler, hepsi gitti. Sıfır arabada anı sıfır, huzur maksimum. İkinci elde huzur eksik ama anı bol. Herkesin tercihi farklı, ben ikinci eldeki yaşanmışlığı seviyorum.
71