Sabahları 06:45’te kalkıp, mutfakta sessizce çay koymaya çalışırken aniden Lego kutusunun dökülme sesiyle gerçek dünyaya dönüyorsun. Evde iki yaşında bir çocukla nefes almak bile başlı başına taktik işi. Salonda sürekli bir oyuncak trafiği var; koltukların altı artık gizli sığınak oldu. Geçen hafta mutfakta domates doğrarken bir baktım, oğlan saç fırçasıyla duvara resim yapıyor. Evin hiçbir yerinde mutlak bir düzen tutmuyor, her köşe yeni bir oyun alanı. Misafir gelmeden önce evi toplamak falan hayal, maksimum 7 dakika sonra eski haline dönüyor. Bir de şu var: Kendi alanına müdahale edilmesine alışmak zorundasın, mahremiyet kelimesini iki sene rafa kaldırdım resmen. Ama o minik ellerle sarılıp “Anne gel bak dinozorum var” dediğinde, ortalık savaş alanıysa bile insan gülüp geçiyor.
00