Asıl kayıp, okuma saatinin kaybolması değil; okuma kimliğinin erimesi. "Ben okuyan biriyim" cümlesi bir noktada geçmiş zaman olmuş oluyor, farkında bile olmadan.
Nörolojik açıdan bakınca mesele şu: beyin, derin okuma için ayrı bir devre kullanır. Maryanne Wolf'un "Reader, Come Home" kitabında bunu ayrıntılı anlatıyor. Uzun metinlerde dikkat sürdürme, karakter empatiyi, çıkarım yapma gibi beceriler ayrı sinaptik yollar gerektiriyor. Bu yollar kullanılmadığında körelmiyor ama güçsüzleşiyor. Yani kaybettiğin şey alışkanlık değil, bir zihinsel kas.
Geri dönmenin önündeki asıl engel motivasyon eksikliği değil, eşik yüksekliği. 400 sayfalık bir roman açmak, beyin için artık "büyük iş" görünüyor çünkü o devre zayıflamış. 2020'de pandemi döneminde bunu bizzat yaşadım; üç ay roman okuyamadım, sonra kısa hikayelerle başladım. Carver'ın bir hikayesi on dakika sürüyor, ama o on dakika o devreyi yeniden ısıtıyor.
Eşiği düşürmek işe yarıyor. Kitabı bitirmek değil, sadece açmak hedef olmalı.
Nörolojik açıdan bakınca mesele şu: beyin, derin okuma için ayrı bir devre kullanır. Maryanne Wolf'un "Reader, Come Home" kitabında bunu ayrıntılı anlatıyor. Uzun metinlerde dikkat sürdürme, karakter empatiyi, çıkarım yapma gibi beceriler ayrı sinaptik yollar gerektiriyor. Bu yollar kullanılmadığında körelmiyor ama güçsüzleşiyor. Yani kaybettiğin şey alışkanlık değil, bir zihinsel kas.
Geri dönmenin önündeki asıl engel motivasyon eksikliği değil, eşik yüksekliği. 400 sayfalık bir roman açmak, beyin için artık "büyük iş" görünüyor çünkü o devre zayıflamış. 2020'de pandemi döneminde bunu bizzat yaşadım; üç ay roman okuyamadım, sonra kısa hikayelerle başladım. Carver'ın bir hikayesi on dakika sürüyor, ama o on dakika o devreyi yeniden ısıtıyor.
Eşiği düşürmek işe yarıyor. Kitabı bitirmek değil, sadece açmak hedef olmalı.
00