Türk dizilerinin en tehlikeli klişesi aslında zamanla evriyor: ilk 10 yıl zengin-fakir aşkı, sonra gizli çocuk, sonra organ nakli, en son da "babam aslında başka biriymiş" twist'i. Senaryistler bu formülü o kadar çok tekrar ettiler ki artık seyircinin beynine doğrudan yazılı geliyor. Yeni başlayan bir dizi açtığında, birinci bölümde başrolü gördüğün zaman, bu karakterin 47. bölümde kaç tane sırrı çıkacak diye bahis yapabilirsin.
Beni en çok rahatsız eden ise bu klişelerin sadece tembel senaryo yazma değil, aynı zamanda Türk toplumunun kendisini nasıl gördüğü hakkında bir şey söylemesi. Dizi izleyicisi olarak sana sunulan insanlar ya çok zengin (ve mutsuz), ya çok fakir (ve mutsuz), ya da mafyası olan birinin yakını. Orta sınıf, normal işi olan, sıradan sorunları çözen insan neredeyse yok. Belki de o yüzden dizi izlemek bir kaçış aracı haline geldi.
Beni en çok rahatsız eden ise bu klişelerin sadece tembel senaryo yazma değil, aynı zamanda Türk toplumunun kendisini nasıl gördüğü hakkında bir şey söylemesi. Dizi izleyicisi olarak sana sunulan insanlar ya çok zengin (ve mutsuz), ya çok fakir (ve mutsuz), ya da mafyası olan birinin yakını. Orta sınıf, normal işi olan, sıradan sorunları çözen insan neredeyse yok. Belki de o yüzden dizi izlemek bir kaçış aracı haline geldi.
00