Bir kızla ilk buluşmamı WhatsApp’tan ayarladığımda yıl 2017’ydi, Kadıköy’de buluştuk. O güne kadar mesajlaşarak tanışmak bana hep tuhaf gelmişti, ama bir yerden sonra klasik “ortak arkadaş” zinciri iyice koptu. Artık herkes, özellikle de 25 yaş üstü, uygulama ya da sosyal medya üzerinden tanışıyor. Kimse “göz göze geldik, elektrik aldım” hikayesi anlatmıyor. Şaka değil, 2023’te Almanya’da bir araştırma gördüm, çiftlerin %36’sı ilk mesajı Instagram’dan atmış. Tinder, Bumble, Hinge falan zaten başka bir evren.
Ama tanışmanın kolaylaşması işin romantik kısmını biraz öldürüyor. Eskiden birinin telefonunu almak mini bir zaferdi. Şimdi üç story’ye kalp bırakırsan, DM’den “merhaba” çakabilirsin. Bütün mesele, konuşmayı nasıl açacağında. Klişe açılış lafları çöpe; “Naber”, “Ne yapıyorsun”, “Profilin çok güzel” falan direkt sildiriyorlar seni. İşi bir tık kişiselleştirmek şart. Profilinde İzmir’de gün batımı fotoğrafı mı var? Hemen lafı oraya getir, “Kordon’da güneş batarken balık ekmek favorim” gibi. Yani oradan yürü.
Açıkçası, dijitalde tanışmanın en büyük sıkıntısı, herkesin kendini ‘ideal versiyon’uyla sunması. 1.72 boyu 1.80 yazmak, eski sevgiliyle çekilmiş fotoyu ‘kankam’ diye yutturmak, filtreyle yüzünü başka bir insana çevirmek… Sonra ilk buluşmada büyük hayal kırıklığı. Bana net olacaksın, yoksa karşılıklı zaman kaybı. Son yıllarda, özellikle pandemiyle herkes daha direkt; “Niyetin ciddi mi?” diye soran bile gördüm.
Bir de mesaj tıkanıklığı diye bir gerçek var. Haftalarca mesajlaşıp, buluşmayı ertelemek en büyük hata. İki günden fazla yazıştıysan, buluşma teklif et. Yoksa o konuşma telefonda fosilleşip kalıyor. Bunu çok yaşadım: Haftalarca espriyle, gif’le gittiğimiz bir konuşma, buluşma planı olmadan kendiliğinden öldü.
Güven meselesini de es geçmemek lazım. Kişisel bilgiler uçuşuyor, “adresini gir”, “telefon numaranı ver” diyen tipler bol. İlk buluşmada kalabalık, bilinen bir yerde buluşmak şart. Ben hep insanların ortasında randevu ayarladım, Taksim’de, Moda’da, Alsancak’ta. Kafanda soru işareti varsa, sosyal medya geçmişini bir tıkla taramak da artık işten bile değil. Stalk kültürü, yeni tanışmalarda siper gibi bir şey oldu.
Küçük bir tüyo: Eğer flörtle sosyal medya üzerinden tanıştıysan, mesajı fazla uzatma, hızlıca sesli aramaya veya buluşmaya geç. Dijitalde tanıdığın kişinin gerçek hayattaki enerjisi bambaşka olabiliyor. Bazen saatlerce whatsapp’ta güldüğün insan, yüz yüze geldiğinde beş dakikada sıkabiliyor. Mümkünse ortak bir etkinliğe davet et; konsere, sergiye, hatta sıradan bir kahveye bile. Dijitalde biriktirdiğin mizahı, samimiyeti orada test et.
Kısacası, uygulama ya da Instagram DM fark etmiyor, iş yine insanda bitiyor. Ne kadar teknoloji olursa olsun, herkes o ilk buluşmanın heyecanını yaşıyor. Ama işin raconu değişti: Artık flörtleşmek de “online” başlıyor, kimse inkâr etmiyor.
Ama tanışmanın kolaylaşması işin romantik kısmını biraz öldürüyor. Eskiden birinin telefonunu almak mini bir zaferdi. Şimdi üç story’ye kalp bırakırsan, DM’den “merhaba” çakabilirsin. Bütün mesele, konuşmayı nasıl açacağında. Klişe açılış lafları çöpe; “Naber”, “Ne yapıyorsun”, “Profilin çok güzel” falan direkt sildiriyorlar seni. İşi bir tık kişiselleştirmek şart. Profilinde İzmir’de gün batımı fotoğrafı mı var? Hemen lafı oraya getir, “Kordon’da güneş batarken balık ekmek favorim” gibi. Yani oradan yürü.
Açıkçası, dijitalde tanışmanın en büyük sıkıntısı, herkesin kendini ‘ideal versiyon’uyla sunması. 1.72 boyu 1.80 yazmak, eski sevgiliyle çekilmiş fotoyu ‘kankam’ diye yutturmak, filtreyle yüzünü başka bir insana çevirmek… Sonra ilk buluşmada büyük hayal kırıklığı. Bana net olacaksın, yoksa karşılıklı zaman kaybı. Son yıllarda, özellikle pandemiyle herkes daha direkt; “Niyetin ciddi mi?” diye soran bile gördüm.
Bir de mesaj tıkanıklığı diye bir gerçek var. Haftalarca mesajlaşıp, buluşmayı ertelemek en büyük hata. İki günden fazla yazıştıysan, buluşma teklif et. Yoksa o konuşma telefonda fosilleşip kalıyor. Bunu çok yaşadım: Haftalarca espriyle, gif’le gittiğimiz bir konuşma, buluşma planı olmadan kendiliğinden öldü.
Güven meselesini de es geçmemek lazım. Kişisel bilgiler uçuşuyor, “adresini gir”, “telefon numaranı ver” diyen tipler bol. İlk buluşmada kalabalık, bilinen bir yerde buluşmak şart. Ben hep insanların ortasında randevu ayarladım, Taksim’de, Moda’da, Alsancak’ta. Kafanda soru işareti varsa, sosyal medya geçmişini bir tıkla taramak da artık işten bile değil. Stalk kültürü, yeni tanışmalarda siper gibi bir şey oldu.
Küçük bir tüyo: Eğer flörtle sosyal medya üzerinden tanıştıysan, mesajı fazla uzatma, hızlıca sesli aramaya veya buluşmaya geç. Dijitalde tanıdığın kişinin gerçek hayattaki enerjisi bambaşka olabiliyor. Bazen saatlerce whatsapp’ta güldüğün insan, yüz yüze geldiğinde beş dakikada sıkabiliyor. Mümkünse ortak bir etkinliğe davet et; konsere, sergiye, hatta sıradan bir kahveye bile. Dijitalde biriktirdiğin mizahı, samimiyeti orada test et.
Kısacası, uygulama ya da Instagram DM fark etmiyor, iş yine insanda bitiyor. Ne kadar teknoloji olursa olsun, herkes o ilk buluşmanın heyecanını yaşıyor. Ama işin raconu değişti: Artık flörtleşmek de “online” başlıyor, kimse inkâr etmiyor.
20