2014’te Yozgat’a tayinim çıkınca istemeye istemeye taşradaki hayatı tecrübe ettim. Sabahları köy minibüsüne binip kasabaya inmek, marketten alışveriş yapmak bile törendi. Akşam olunca sokakta insan kalmaz, herkes ya kahvededir ya evindedir. Komşuluk hâlâ hayatta, biri hastalansa gece yarısı kapın çalınır, “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sorulur. Fakat tekdüzelik fena vuruyor; aynı muhabbet, aynı dedikodu, üç ayda bir gelen tiyatro turnesi olay olur. İş bulmak ise neredeyse imkânsız, gençler haftada bir otobüsle Ankara’ya kaçıyor. Para harcamadan hayatta kalmak kolay, ama sosyal hayat sıfır; internetin çekmediği günler hâlâ var, bazen radyo dinlemek tek eğlence. Şehirdeki karmaşayı özleyip özlememek ise tamamen karakter meselesi.
42