Türkiye’de noter deyince insanın aklına tuhaf bir ritüel geliyor: Sırada bekleyen sabırsız bir kalabalık, cam arkasında ciddi bakışlı memurlar ve elden ele dolaşan bir tomar evrak. 2023’te Kadıköy’de bir satış vekaleti vermek için üç saat kaybettim. Bir kağıda imza atmak için harcanan zaman, bürokrasinin hâlâ analogda ısrar ettiğinin kanıtı gibi. Dijitalleşme masal olarak anlatılıyor ama hâlâ “ıslak imza” fetişiyle yaşıyoruz. Üstelik fiyatlar da sabit değil: Bir araç satışı için 2024’te en az 1.200 TL ödemek gerekiyor. “Devlet garantisi” adı altında yapılan bu işlemler, aslında vatandaşın kendi işini halletmesinin önüne çekilmiş bir duvar gibi çalışıyor. Güven yaratıyor mu, yoksa sadece yeni bir engel mi? Tartışmalı. Kendini güvende hissetmekle vakit ve para kaybetmek arasındaki o ince çizgiyi hâlâ doğru yere çekemedik.
61