Türkiye'nin oyun sektörü son beş yılda çok hızlı büyüdü ama hala potansiyelinin çok altında çalışıyor. Sektör 2023'te 1.5 milyar dolar civarında bir pazar haline geldi, ancak bu rakam Güney Kore ya da Japonya'nın on beşte biri. Sorun sadece pazarın küçüklüğü değil—yerel oyun yapımında ciddi engeller var.
En büyük sorun finansman. Türkiye'de indie geliştiriciler için risk sermayesi çekmeyi neredeyse imkansız. Uluslararası yatırımcılar Türkiye'yi risklü görüyor, lokal yatırımcılar ise oyun sektörünü "eğlence" olarak algılıyor. Sonuç: iyi bir oyun fikri olan bir grup programcı, finansman bulamadığı için ya kendi paralarıyla yapmaya çalışıyor ya da projeyi bırakıyor. Buna karşılık, Tencent ya da Netease gibi Çinli şirketler Türk stüdyolara yatırım yapabiliyor.
Oyuncu tarafında durum daha iyi. Türkiye'de yaklaşık 30 milyon aktif oyuncu var, çoğu mobil ve free-to-play oyunlara oynuyor. MOBA oyunları (Dota 2, League of Legends) ve battle royale'ler (Valorant, Fortnite) çok popüler. Esports sahnesinde Türkiye güçlü: Valorant ve CS2'de uluslararası turnuvalarda başarılı takımlar var, ama bu başarı yabancı stüdyoların oyunlarında gelişiyor.
Lokal yapımlar nerede? Pek yok. Oyak Interactive, Ínkription, Streum On Studio gibi az sayıda başarılı stüdyo var ama bu isimler bile çoğu oyuncunun aklında değil. Türk geliştirici olarak adını duyurabilmek için ya çok özgün bir oyun yapman ya da Steam'de viral olmak gerekiyor—her iki şey de şansa bağlı.
Devlet desteği de yetersiz. Kültür ve Turizm Bakanlığı oyun sektörüne destek veriyor ama bütçe çok sınırlı. Güney Kore ya da Japonya'daki devlet destekleri ile karşılaştırılmayacak kadar az. Eğer Türkiye'de güçlü bir oyun endüstrisi istiyorsa, vergi teşvikleri, ar-ge desteği ve risk sermayesi fonlarına ciddi yatırım yapması gerekir.
Yine de karamsar olmaya gerek yok. Türkiye'de oyun yapan insanlar var, kültür ve altyapı gelişiyor. Ama bu sektörün büyümesi için parasal destekten ziyade, oyun yapan insanların ülkede kalmasını sağlayacak ekonomik ortam lazım. Şu anda en yetenekli geliştiriciler dışarıya gidiyor—ve bu kaybı telafi etmek çok zor.
En büyük sorun finansman. Türkiye'de indie geliştiriciler için risk sermayesi çekmeyi neredeyse imkansız. Uluslararası yatırımcılar Türkiye'yi risklü görüyor, lokal yatırımcılar ise oyun sektörünü "eğlence" olarak algılıyor. Sonuç: iyi bir oyun fikri olan bir grup programcı, finansman bulamadığı için ya kendi paralarıyla yapmaya çalışıyor ya da projeyi bırakıyor. Buna karşılık, Tencent ya da Netease gibi Çinli şirketler Türk stüdyolara yatırım yapabiliyor.
Oyuncu tarafında durum daha iyi. Türkiye'de yaklaşık 30 milyon aktif oyuncu var, çoğu mobil ve free-to-play oyunlara oynuyor. MOBA oyunları (Dota 2, League of Legends) ve battle royale'ler (Valorant, Fortnite) çok popüler. Esports sahnesinde Türkiye güçlü: Valorant ve CS2'de uluslararası turnuvalarda başarılı takımlar var, ama bu başarı yabancı stüdyoların oyunlarında gelişiyor.
Lokal yapımlar nerede? Pek yok. Oyak Interactive, Ínkription, Streum On Studio gibi az sayıda başarılı stüdyo var ama bu isimler bile çoğu oyuncunun aklında değil. Türk geliştirici olarak adını duyurabilmek için ya çok özgün bir oyun yapman ya da Steam'de viral olmak gerekiyor—her iki şey de şansa bağlı.
Devlet desteği de yetersiz. Kültür ve Turizm Bakanlığı oyun sektörüne destek veriyor ama bütçe çok sınırlı. Güney Kore ya da Japonya'daki devlet destekleri ile karşılaştırılmayacak kadar az. Eğer Türkiye'de güçlü bir oyun endüstrisi istiyorsa, vergi teşvikleri, ar-ge desteği ve risk sermayesi fonlarına ciddi yatırım yapması gerekir.
Yine de karamsar olmaya gerek yok. Türkiye'de oyun yapan insanlar var, kültür ve altyapı gelişiyor. Ama bu sektörün büyümesi için parasal destekten ziyade, oyun yapan insanların ülkede kalmasını sağlayacak ekonomik ortam lazım. Şu anda en yetenekli geliştiriciler dışarıya gidiyor—ve bu kaybı telafi etmek çok zor.
50