Ben üniversiteye 2012'de Ankara'da başladım, Gölbaşı'nın rüzgarında otobüs beklerken donduğum çok sabah oldu. Hayata kattığı şeylerden biri, sabahın köründe yurdun mutfağında çorapla peynirli makarna yapıp, ateş gibi çayla kahvaltı yapmak galiba. Hocaların yarısı zaten derse gelmezdi, gelen de tahtaya yazıp çıkardı. Ama asıl tecrübe kantinde üç kişi birleşip 7 lira verip tek tost paylaşmak, sonra da "Bir gün mezun olunca zengin olacağız" diye hayal kurmaktı. Kattığı bilgi kısmı tartışılır, ama uykusuzlukla sınava girmek ve son hafta 300 sayfa fotokopi ezberlemek bence her bölümün zorunlu dersi. Hâlâ yıllık harç parasını ödeyip fişi sakladığım dosya çekmecede duruyor, neye lazımsa.
00