2017’de “İçerde” dizisinin ilk bölümünü izledim. İki kardeş, biri polis biri mafya, ama birbirlerinden habersiz şekilde aynı kadına aşıklar. O an fark ettim, Türk dizileri kaderi sorgulama simülasyonu gibi. Herkes aynı anda hem kaderci hem de isyankar. Dizilerde sürekli “Bizim kaderimiz bu mu?” diye bir replik geçiyor, ama kimse kendi tercihini konuşmuyor. Felsefi derinlik falan bekliyorum, karakter 12 bölüm boyunca aynı koltukta oturup camdan bakıyor, fonda keman çalıyor. Sorgulama dediği de “neden hep ben?” tribine dönüşüyor. Bu kadar uzun bakışma başka milletin dizisinde yok, Nietzsche görse ekranı kapatır.
00