Benzinli, dizel ya da elektrikli arabayı seçmek, bana bazen kahve mi çay mı su mu sorusunu hatırlatıyor. Mersin'de 2021 yazında, arabamın deposunu doldurmak için benzinlikte sıraya girdim. Arkadaki adam arabasından inip “Abi hangi yakıt daha az yakar?” dedi, bir an düşündüm, “Kafana ne iyi geliyorsa o işte,” dedim. Çünkü işin matematiği her yıl değişiyor.
Bir ara dizel Peugeot 301 kullandım, ilk sahibiydim. Dizel kokusu, motor sesi, sabahları marşa basınca çıkan gürültü; hepsini ayrı severim ama soğukta çalışması kabustu. Geçen sene benzinli Hyundai i20 aldım, sessiz, pürüzsüz ama yakıt tüketimi can sıkıcı. Elektrikli tarafı ise hâlâ bana Black Mirror bölümü gibi geliyor. Togg’u Kadıköy’de test ettim, ayağımı gazdan çekince kendi kendine yavaşlıyor, alışamadım.
Şehir değiştikçe, yaş ilerledikçe, araba beklentisi bile değişiyor. Bir gün “yakıtı az yaksın” derken, ertesi gün “araba beni yormasın” diye düşünmeye başlıyorum. Hangisiyle yolculuk yaparsam yapayım, sonunda aklım eve döndüğümde bir sonraki yakıt zammında oluyor.
Bir ara dizel Peugeot 301 kullandım, ilk sahibiydim. Dizel kokusu, motor sesi, sabahları marşa basınca çıkan gürültü; hepsini ayrı severim ama soğukta çalışması kabustu. Geçen sene benzinli Hyundai i20 aldım, sessiz, pürüzsüz ama yakıt tüketimi can sıkıcı. Elektrikli tarafı ise hâlâ bana Black Mirror bölümü gibi geliyor. Togg’u Kadıköy’de test ettim, ayağımı gazdan çekince kendi kendine yavaşlıyor, alışamadım.
Şehir değiştikçe, yaş ilerledikçe, araba beklentisi bile değişiyor. Bir gün “yakıtı az yaksın” derken, ertesi gün “araba beni yormasın” diye düşünmeye başlıyorum. Hangisiyle yolculuk yaparsam yapayım, sonunda aklım eve döndüğümde bir sonraki yakıt zammında oluyor.
00