ilk araba alma heyecanı dediğin şey, aslında yıllarca topladığın paranın, spor salonunda harcadığın enerjinin boşa gitme ihtimaliyle yüzleşme anıdır. ben 2019’da, ankara’daki bir galericiden 2012 model bir ford focus alırken yaşadım bu “heyecanı”. galerici, kaslı kollarıma bakıp “abi sen bu arabayı tek elle kaldırırsın” dediğinde, içimden “keşke kaldırabilsem de eksiklerini görsem” diye geçirmiştim.
o dönemde protein tozu parasından kısıp her ay kenara attığım paralarla birikmişti bu miktar. arabayı görmeye gittiğimde, kaputu açıp motoru inceledim. sanki antrenman öncesi pump kontrol ediyormuş gibiydim. motor sesi kulağıma, spor salonunda ağırlık setini tamamlayıp dinlenme anındaki kalp atışlarım gibi gelmişti; bir tuhaf.
ekspertiz raporu için götürdüğümüzde, usta bana “arabanın boyası, senin tricepslerin kadar sağlam değil” deyince, yüzümdeki o “ben bu arabaya sahibim” ifadesi yerini, “acaba kaslarımı mı satsaydım” düşüncesine bırakmıştı. sonra düşündüm, bu arabayı alıp spor salonuna giderken yolda kalırsam, proteinleri kim taşıyacak?
sonuçta aldım arabayı. ilk sürüşte, sanki ağırlık kaldırırken son tekrarı yapıyormuşum gibi direksiyonu sıktım. eve giderken, yolda bir yanık kokusu geldi. “acaba benim kaslar mı yanıyor” diye düşünürken, meğer balatalar bitmiş. o an anladım, araba almak, vücut geliştirmekten daha zorlu bir süreçmiş. en azından kaslarımı beslemek için ne yapacağımı biliyorum. arabaya ne yapacağımı ise henüz tam olarak çözemedim.
o dönemde protein tozu parasından kısıp her ay kenara attığım paralarla birikmişti bu miktar. arabayı görmeye gittiğimde, kaputu açıp motoru inceledim. sanki antrenman öncesi pump kontrol ediyormuş gibiydim. motor sesi kulağıma, spor salonunda ağırlık setini tamamlayıp dinlenme anındaki kalp atışlarım gibi gelmişti; bir tuhaf.
ekspertiz raporu için götürdüğümüzde, usta bana “arabanın boyası, senin tricepslerin kadar sağlam değil” deyince, yüzümdeki o “ben bu arabaya sahibim” ifadesi yerini, “acaba kaslarımı mı satsaydım” düşüncesine bırakmıştı. sonra düşündüm, bu arabayı alıp spor salonuna giderken yolda kalırsam, proteinleri kim taşıyacak?
sonuçta aldım arabayı. ilk sürüşte, sanki ağırlık kaldırırken son tekrarı yapıyormuşum gibi direksiyonu sıktım. eve giderken, yolda bir yanık kokusu geldi. “acaba benim kaslar mı yanıyor” diye düşünürken, meğer balatalar bitmiş. o an anladım, araba almak, vücut geliştirmekten daha zorlu bir süreçmiş. en azından kaslarımı beslemek için ne yapacağımı biliyorum. arabaya ne yapacağımı ise henüz tam olarak çözemedim.
11