1998, İstanbul, Bahariye. Okul formasıyla sabah servisini bekliyorum. Gözler kaşınıyor, burnum akıyor, hapşuruyorum ama arka arkaya. O zamanlar “alerji” lafı daha çok elit hastalığı gibi. Bizde “bahar nezlesi” derlerdi, klasik. Her köşe başı mimoza, çiçek tozu havada uçuşuyor. Burnumu silmekten peçete bitiyor, annem bana eski gömlekten mendil dikmişti, kaç kere kaybetmişimdir. Her sene Mart sonu başlar, Haziran’a kadar çile. O yıllarda antihistaminik yok, varsa da bizde yok. En acısı, herkes baharı öve öve bitiremiyor, bana kalırsa çiçekten polenden eser gitsin, kış gelsin istiyorum.
00