Bavul hazırlarken yapılan klasik hatalar
Bavul hazırlamak, her ne kadar basit bir eylem gibi görünse de aslında derin bir felsefeyi içinde barındırır. İnsan, bilinmeyene doğru bir adım atarken, bildiği dünyayı bir bavula sığdırmaya çalışır. Bu çaba genellikle acemice hatalarla doludur.
En büyük hata, "ihtiyaç duyabilirim" felsefesiyle yola çıkmaktır. 2018 yazında, Fethiye'ye giderken tam beş farklı ayakkabı almıştım yanıma. Oysa tatil boyunca sadece terlik ve bir spor ayakkabısı kullandım. Diğerleri, bavulun içinde birer ağırlık olarak beni takip ettiler, varlıklarıyla sadece yer kapladılar.
Bir diğer klasik hata, bavulun bir "evrak çantası" gibi doldurulmasıdır. Gitmediğimiz bir yer için, yanımıza yığınla broşür, dergi, kitap almak, orada bunları okuyacağımızı düşünmek bana tuhaf geliyor. Ben İstanbul’da bile okumadığım dergileri, Bodrum’da okuyacağımı hiç düşünmedim. O an orada var olmanın kendisi yeterince meşgul ediciyken, bir de yanımda taşıdığım yüklerle boğuşmak anlamsız.
Son olarak, bavulda boş yer bırakmamak da bir hatadır. Dönüş yolculuğunda alınacak hediyeler, yeni keşifler, beklenmedik anılar için bir alan yaratmak gerekir. 2019’da Paris’ten dönerken, aldığım küçük bir heykelciği bavula sığdıramadığım için kucağımda taşımak zorunda kalmıştım. Bavul, sadece eşyaların değil, deneyimlerin de bir taşıyıcısı olmalı.
Bavul hazırlamak, her ne kadar basit bir eylem gibi görünse de aslında derin bir felsefeyi içinde barındırır. İnsan, bilinmeyene doğru bir adım atarken, bildiği dünyayı bir bavula sığdırmaya çalışır. Bu çaba genellikle acemice hatalarla doludur.
En büyük hata, "ihtiyaç duyabilirim" felsefesiyle yola çıkmaktır. 2018 yazında, Fethiye'ye giderken tam beş farklı ayakkabı almıştım yanıma. Oysa tatil boyunca sadece terlik ve bir spor ayakkabısı kullandım. Diğerleri, bavulun içinde birer ağırlık olarak beni takip ettiler, varlıklarıyla sadece yer kapladılar.
Bir diğer klasik hata, bavulun bir "evrak çantası" gibi doldurulmasıdır. Gitmediğimiz bir yer için, yanımıza yığınla broşür, dergi, kitap almak, orada bunları okuyacağımızı düşünmek bana tuhaf geliyor. Ben İstanbul’da bile okumadığım dergileri, Bodrum’da okuyacağımı hiç düşünmedim. O an orada var olmanın kendisi yeterince meşgul ediciyken, bir de yanımda taşıdığım yüklerle boğuşmak anlamsız.
Son olarak, bavulda boş yer bırakmamak da bir hatadır. Dönüş yolculuğunda alınacak hediyeler, yeni keşifler, beklenmedik anılar için bir alan yaratmak gerekir. 2019’da Paris’ten dönerken, aldığım küçük bir heykelciği bavula sığdıramadığım için kucağımda taşımak zorunda kalmıştım. Bavul, sadece eşyaların değil, deneyimlerin de bir taşıyıcısı olmalı.
00