2015 yazında, ilk defa İstanbul-New York uçağına biniyordum ve koltukta oturur oturmaz kalp atışlarım hızlandı, pencereden görünen bulutlar bile korkutuyordu. O an, korkunun zihinsel bir tuzak olduğunu anladım; ölüm korkusu aslında yaşamın bir parçası, ama uçağın sadece bir araç olduğunu kabul etmek rahatlatıyor. Derin nefes alıp, etrafımdaki yolcuları izleyerek, herkesin normal davrandığını gördüm ve sakinleştim. Şimdi, her uçuşta bunu tekrarlıyorum; mesela geçen yıl Paris'e giderken, bu yöntemi kullanarak filmi bile izledim. Bu sayede, gökyüzündeki o sonsuzluğu felsefi bir macera olarak görüyorum.
00