Bayram sabahı saat altıda telefon çaldı, annem arayıp ne zaman geleceğimi sordu. Ankara'da, Çankaya'da oturuyorum, Keçiören'de anne-babamın evine 40 dakikalık bir yol var. Eski bayramlarda bu saat beşte yolda olurduk, erken gidip kahvaltıyı birlikte yapardık. Şimdi ben çalıştığım şirkette pazartesi tatili olmadığı için salı sabahı gidiyorum, annem de bu değişimi bir türlü kabullenmiyor.
Geçen Ramazan Bayramı'nda Keçiören'de, Aşti mevkiinde oturduğum arkadaşım Serdar'ı da çağırdık. Bizim evde hiç tanımadığı insanlar vardı, amcalarım, teyze çocuklarım. Serdar'ın ailesi İstanbul'da, o da aynı durumda. Oturma odasında oturup sohbet ettik, tatarlar yedik, çay içtik, sonra gittik. Eski bayramlarda bu ziyaretler gün boyu sürerdi, akşamı yemek yenir, uyku basana kadar kalırdık. Şimdi herkes işe gitmek zorunda, kimsenin zamanı yok, ziyaretler hızlandı, mekanik oldu.
Bayram demek artık saat ayarlama işi gibi. Gittik, geldik, bitirdik. Annem hâlâ öğle yemeğinde oturmayı bekliyor ama ben saat ikide araç çıkarmam gerekiyorum.
Geçen Ramazan Bayramı'nda Keçiören'de, Aşti mevkiinde oturduğum arkadaşım Serdar'ı da çağırdık. Bizim evde hiç tanımadığı insanlar vardı, amcalarım, teyze çocuklarım. Serdar'ın ailesi İstanbul'da, o da aynı durumda. Oturma odasında oturup sohbet ettik, tatarlar yedik, çay içtik, sonra gittik. Eski bayramlarda bu ziyaretler gün boyu sürerdi, akşamı yemek yenir, uyku basana kadar kalırdık. Şimdi herkes işe gitmek zorunda, kimsenin zamanı yok, ziyaretler hızlandı, mekanik oldu.
Bayram demek artık saat ayarlama işi gibi. Gittik, geldik, bitirdik. Annem hâlâ öğle yemeğinde oturmayı bekliyor ama ben saat ikide araç çıkarmam gerekiyorum.
101