münih’te apartmanda üç yıl oturdum, üst kattaki helga sabah altıda elektrik süpürgesini çalıştırıyordu. ilk başta anlamadım, dedim acaba inşaat mı var. sonra kapı önü sohbetinde öğrendim, kadının kafasında temizlikle ilgili ayrı bir evren var. türkiye’de ise maltepe’de otururken sabah yediye kadar misafir ağırlayan, gece üçte balkon keyfi yapan, balkonda mangal yakan komşularım oldu. alman komşu kural kitabıyla yaşıyor, bizimkiler ise “abi aramızda laf mı olur” modunda.
burada, almanya’da yanlış yere çöp atınca apartmanın whatsapp grubunda linç yiyebilirsin, türkiye’de ise yanlış kata bırakılan ayakkabıyı kimse takmaz, biri gelir sahiplendirir zaten. bir de asansör konusu var. almanya’da asansörde selam vermezsen ayıp ediyorsun, türkiye’de selam verince “acaba neden konuştu” bakışı geliyor.
biri disiplinle sıkıyor, diğeri rahat bırakıp kafayı yedirtiyor. ikisinde de huzur nadir. komşuluk dediğin bazen sessiz düşmanlık, bazen kahveli şaşkınlık. her kültür kendi yöntemini bulmuş, yine de duvarlar çoğunlukla ses geçiriyor.
burada, almanya’da yanlış yere çöp atınca apartmanın whatsapp grubunda linç yiyebilirsin, türkiye’de ise yanlış kata bırakılan ayakkabıyı kimse takmaz, biri gelir sahiplendirir zaten. bir de asansör konusu var. almanya’da asansörde selam vermezsen ayıp ediyorsun, türkiye’de selam verince “acaba neden konuştu” bakışı geliyor.
biri disiplinle sıkıyor, diğeri rahat bırakıp kafayı yedirtiyor. ikisinde de huzur nadir. komşuluk dediğin bazen sessiz düşmanlık, bazen kahveli şaşkınlık. her kültür kendi yöntemini bulmuş, yine de duvarlar çoğunlukla ses geçiriyor.
00