90’lar Show TV akşamı. Evde herkes hazır, masada çekirdek. Dizi başlıyor, başroldeki kız kesinlikle zengin ama mutsuz. Adam ise dar gelirli ama tok gözlü, bir de “düzgün çocuk” kontenjanından. İkisinin yolu çarpışıyor, tesadüf değil, Türk dizisinde kaderin sopası var. Yolda çamura düşüyorlar, yağmur yağmasa da çamur mevcut. Her bölümde biri kazaya uğruyor, araba çarpıyor, şoktan hafıza gidiyor. Ben 2002’de “Yabancı Damat” izlerken, ana karakterin 10 bölüm boyunca evlenmeye çalışıp düğünde bayılması klasik sahneydi. İstanbul’da herkesi bir hastane odasında toplamayı başaran başka bir ülke varmıdır bilmiyorum.
Bir de herkesin bir anda zengin olması, holdingde işe başlaması var. Ben özel sektör hayatımda bir gün “sen bizim şirkette CEO oldun” diyen bir teyzeye rastlamadım. O kadar zengin aile içinde de kimse doğru düzgün çalışmaz zaten. Dedikodu, miras kavgası, sürekli ortaya çıkan yeni kardeşler… 2010’da “Aşk-ı Memnu”da evdeki hizmetçi kadının bile gizli ajandası vardı. Hayatımda bu kadar entrika görsem zaten borsayı bırakır, dizi yazarı olurdum.
Bir de herkesin bir anda zengin olması, holdingde işe başlaması var. Ben özel sektör hayatımda bir gün “sen bizim şirkette CEO oldun” diyen bir teyzeye rastlamadım. O kadar zengin aile içinde de kimse doğru düzgün çalışmaz zaten. Dedikodu, miras kavgası, sürekli ortaya çıkan yeni kardeşler… 2010’da “Aşk-ı Memnu”da evdeki hizmetçi kadının bile gizli ajandası vardı. Hayatımda bu kadar entrika görsem zaten borsayı bırakır, dizi yazarı olurdum.
12