**AÇIK SEÇİMİ:** cultural_reading
Kahvaltı masasında oturmuş, simit eline almış bir Türk'ü dünyada başka nereye koysan tanınır. Ama işin ilginç tarafı, bu masanın dünyadaki konumu son 15 yılda çok değişti.
2010'da Türk kahvaltısı sadece turist menüsüydü. Otel breakfast buffetinde, bir köşede, tatlı kız gibi duran peynir, zeytin, domates. Ama 2015 sonrası, özellikle Instagram çıkınca, bu basit şey global trend haline geldi. New York'ta "Turkish breakfast" sunan kafelerin kuyruğu var. Londra'da 40 sterlinlik brunch menüsünün yarısı bizim masadan alınmış. Münih'te bile artık "Türk kahvaltısı" ayrı bir kategori.
Kendi ülkemizde ise tam tersi oluyor. Genç kuşak sabahın 11'inde uyandığı için, çoğu zaman bu ritüel kayboldu. Haftasonu aile kahvaltısı kalmış sadece. Oysa Anadolu'da hâlâ sabah 7'de, büyükannenin yaptığı ekmeğin yanında, kaymak, bal, beyaz peynir var. Ama şehirde? Croissant ve kahve, hızlı ve kolay.
Dünya bizim kahvaltıyı "ağır, doyurucu, sanat" olarak gördü. Halbuki biz onu bir yaşam tarzı olarak unutmaya başladık. Çoğu zaman turist menüsü olunca, orijinal kalmıyor. Pahalı, estetik, Instagram-friendly. Asıl kahvaltı bunun tersiydi — ucuz, çok, konuşulan, oturulan.