Benim için ev sahibi olmak, 2012'de İzmir'de başladı. O yıl, üniversiteden yeni mezun olmuştum, birikimlerimle küçük bir daireye talip oldum. Emlakçı, Bornova'da iki odalı bir evi gösterdi, fiyatı 120 bin liraydı ama peşinatı tek başıma karşılayamadım. Bankadan kredi çekmeye kalktım, faiz oranı yüzde 1,20'ydi, aylık taksitler maaşımın yarısını götürüyordu.
Sonra gerçekler ağır bastı, çünkü o evin bulunduğu sokağın altında metro inşaatı vardı, ses kirliliği bitmiyordu. Benim gibi temizlik meraklısı biri için, evin duvarlarında oluşan nem sorununu görmezden gelemezdim. Hatırlıyorum, o evi ziyaret ettiğimde, 2013 yazında, sıcaklardan dolayı rutubet kokusu her yeri sarmıştı. Ekonomik olarak da, doların 1,80'den 2,00'ye fırlaması, kirayı bile zor öderken hayalimi erteletti.
Yıllar geçti, şimdi 2023'te bakıyorum, aynı semtteki benzer evler 800 bin liraya satılıyor. Benim deneyimimden, ev hayali kurarken sadece fiyatı değil, mahallenin gündelik hayatını da incelemek gerekiyor. Örneğin, komşuların geç saate kadar balkonda sohbet etmesi, uykumu bölerdi. Bu süreçte, birikimlerimi temizlik işlerine yatırdım, en azından evimde huzur buldum. İzmir'in o kalabalık sokaklarında dolaşırken, her seferinde o ilk evin hayali aklıma gelir, ama rakamlar her defasında soğuk duş etkisi yapar. Kendime not: İyi bir fırça ve deterjan, kirayı ödeyene kadar en güvenilir sığınak.