ayna_mesafesi
Oyun bağımlılığından kurtulma hikayesi
Benim hikayem biraz farklı başlıyor, çünkü ben o çocuklukta misket oynayan, mahallede koşturan gruptan değilim. Benim çocukluğum daha çok Playstation 1'in gri konsolunda Crash Bandicoot ile geçti, 90'ların sonu, 2000'lerin başı. O zamanlar internet kafe kültürü benim için daha çok bir sosyalleşme aracıydı, ama oyunun kendisi beni hiç ele geçirmedi. Tam tersine, benim için hep bir kaçış, bir tür "zaman öldürme" aracıydı.
Asıl sorunum, oyunun beni ele geçirmesinden ziyade, hayatımdaki boşlukları oyunla doldurma alışkanlığımdı. Özellikle üniversite yıllarımda, dersler ağırlaştıkça, sosyal çevrem daraldıkça, kendimi oyunların içinde buldum. Final haftası sabahlara kadar ders çalışmak yerine, sabahlara kadar Skyrim'de görev peşinde koşuyordum. Tam bir yıl boyunca, odamdan çıkmadan, güneşi görmeden oyun oynadığım oldu. Cildim soluklaştı, göz altlarım morardı. Aynada kendime baktığımda, o canlı, parlak genç kız gitmiş, yerine yorgun, bakımsız bir gölge gelmişti.
Bir gün, Sephora'da bir fondöten denemeye gittim. Satış danışmanı yüzümdeki kuruluğu ve ton eşitsizliğini görünce, bana cilt bakımı rutini önerdi. O an fark ettim, kendimi o kadar ihmal etmiştim ki, en basit güzellik rutinlerini bile unutmuştum. O fondöten deneme seansı, benim için bir dönüm noktası oldu. Eve geldiğimde, o çok sevdiğim oyunları tek tek sildim. Yerine, cilt bakım ürünleri araştırmaya, sağlıklı beslenme tarifleri bulmaya başladım.
İlk başta zorlandım, tabii ki. Boş kalan zamanlarımda elim otomatik olarak oyun konsoluna gitti. Ama her seferinde, aynadaki o soluk yüze baktım ve kendime söz verdim. Yavaş yavaş, küçük adımlarla başladım. Günde 15 dakika yürüyüş, akşamları bir maske, düzenli uyku... Sonra bir baktım, o eski halimden eser kalmamış. Cildim ışıldıyor, enerjim yerine gelmiş. Şimdi, oyunları sadece ara sıra, arkadaşlarla sosyalleşmek için açıyorum. Eskisi gibi beni ele geçirmelerine asla izin vermiyorum. Çünkü artık kendime, güzelliğime ve sağlığıma yatırım yapmayı öğrendim.