Fransa’dan ithal edilen adam, Türk televizyonlarında modern zaman Don Juan’ı gibi gezip duruyor. 2024’te “Kara Ağaç Destanı”yla tekrar ekranlarda belirdi, hâlâ yüzünden yaş almayanlardan. Biri çıkıp yaşını sorsa, Fransız pasaportu uzatacak neredeyse—o kadar Avrupai, o kadar düzgün. Tiyatro sahnesinde gördüğümde, ekrandaki “cool” haliyle arasındaki uçurum şaşırtmıştı beni; televizyonda kasıntı, sahnede gayet doğal. Rol seçerken “aşk acısı” kotası var sanki, her dizide bir tutkuya düşüyor, her seferinde gözler sulanıyor. Fransızca aksanını kaybetmemek için mi bu kadar mesafeli, yoksa Türk dizilerinin erkek başrol matematiği mi böyle? Dışarıdan bakınca elit, içeride tam bir Türk dizisi müptelası.
00