90’larda yazılım ekipleri, şemsiye gibi açılan Gantt chart’ların altında dosyalara gömülmüş şekilde çalışıyordu. Haftalarca analiz, aylarca kodlama, sonra hayal kırıklığı. 2001’de yayınlanan Agile Manifesto, ilk kez masanın öbür ucuna müşteriyi oturttu. O eski “Önce plan, sonra kod” tavrı yerini sık sık demo yapmaya, haftalık sprintlere, “dönüşümlü” teslimata bıraktı. Son 10 yılda, Türkiye’de de Anadolu’nun en köhne KOBİ’sinden Teknopark’taki gökdelenlere kadar her ekip Scrum, Kanban, Jira lafı eder oldu. Bir yanda artık her iki haftada bir toplantı üstüne toplantı… Ama hala o eski günlerdeki gibi, “Yetişecek mi?” stresi baki. Katı plan saplantısından çevik taklalara geçtik, ama bazen işin özü yine aynı: İnsan, ekip, zaman. Agile, eski usulün makyajlanmış hali mi; yoksa yazılım üretiminde kültürel devrim mi? Gözümde ikisi de var, biri daha baskın.
00