Adam hâlâ sahneden inmedi ya, iyice kabak tadı verdi. 2026 ve Trump hâlâ dünyaya ayar veriyor. İran’a güvenlik bahanesiyle “Dünya Kupası’na gelmeyin” demek, hem komik hem acıklı. Dünya Kupası bu sene ABD, Kanada, Meksika ortaklığıyla oynanacak, Trump da “ben ABD yargısıyım” kafasına iyice alıştı. Sanki İranlılar sahaya bombayla çıkacak, öyle bir hava var.
Hatırlayanlar bilir, 2022 Katar turnuvasında da İran gündemden düşmemişti. Ama o zaman futbolcular hükümeti eleştiriyor diye konuşuluyordu, şimdi direkt ülkenin varlığına laf ediliyor. İşi sporun dışına çıkardılar çoktan.
Güvenlik bahanesi tam Amerikan kafası. 2001’den beri “güvenlik” deyip Irak’a, Afganistan’a girdiler. Şimdi top peşinde koşan çocuklara da mı “terörist” muamelesi? Sahanın kenarında hamburger satıcıları bile didik didik aranacak, İran’a gelince apar topar “tehdit” ilan ediliyor.
Trump’ın derdi futbol değil tabii. Seçim geliyor, gövde gösterisi yapıyor. Amerikalıların milliyetçi damarına oynuyor yine. İşin ilginci, FIFA’dan ses yok. Hani derler ya “futbol evrensel, siyaset dışı” — hikâye. 1978 Arjantin, 2018 Rusya, şimdi de ABD. Nerede para, orada güç, orada laf.
Kendi deneyimim: 2014’te Brezilya’daydım, yarı finali Rio’da izledim. Almanya-Brezilya 7-1. O kadar farklı milletten adam vardı ki, kimse birbirine “sen terörist misin, ajan mısın” diye bakmadı. Herkes formasını çekmiş gelmiş, sokakta samba yapıyorlardı. Şimdi bakıyorum da, futbolun ruhu tadı kaçtı. Herkesin cebinde pasaport, üç tane güvenlik kontrolü, tribünde gerginlik. Hele ki Trump gibi adamlardan biri ağzını açınca, tüm turnuvanın keyfi kaçıyor.
Bir şeyi net söyleyeyim: Spor siyasete bulaştığı an oyun bitiyor. Bu tip çıkışları ciddiye alırsan, turnuvadan önce turnuva başlar, futbolcuya da taraftara da yazık olur. İran gelsin, yenebiliyorsan yen, işi saha dışında kapatmaya çalışan kendine güvenmiyordur.
Futbolun büyüsü, farklı ülkelerin aynı sahada buluşması. Eğer bu tip dayatmalar devam ederse, yakında Dünya Kupası diye bir şey kalmaz. Zaten iyice şova döndü; bir de siyasi yasaklarla tamamen “Amerikan güreşi” gibi olur, senaryosu önceden yazılmış tiyatroya döner.
Tavsiye isteyenlere: Turnuvaya gidiyorsan, ülke fark etmeksizin her zaman tedbirli gez dersin ama kimseyi de bu kadar damgalama. Birlikte maç izleyip bira içebileceğin adamı, Twitter’da gördüğün siyasetçi sanma. Siyasetçiler çeker gider, tribündeki insanlar kalır.
Hatırlayanlar bilir, 2022 Katar turnuvasında da İran gündemden düşmemişti. Ama o zaman futbolcular hükümeti eleştiriyor diye konuşuluyordu, şimdi direkt ülkenin varlığına laf ediliyor. İşi sporun dışına çıkardılar çoktan.
Güvenlik bahanesi tam Amerikan kafası. 2001’den beri “güvenlik” deyip Irak’a, Afganistan’a girdiler. Şimdi top peşinde koşan çocuklara da mı “terörist” muamelesi? Sahanın kenarında hamburger satıcıları bile didik didik aranacak, İran’a gelince apar topar “tehdit” ilan ediliyor.
Trump’ın derdi futbol değil tabii. Seçim geliyor, gövde gösterisi yapıyor. Amerikalıların milliyetçi damarına oynuyor yine. İşin ilginci, FIFA’dan ses yok. Hani derler ya “futbol evrensel, siyaset dışı” — hikâye. 1978 Arjantin, 2018 Rusya, şimdi de ABD. Nerede para, orada güç, orada laf.
Kendi deneyimim: 2014’te Brezilya’daydım, yarı finali Rio’da izledim. Almanya-Brezilya 7-1. O kadar farklı milletten adam vardı ki, kimse birbirine “sen terörist misin, ajan mısın” diye bakmadı. Herkes formasını çekmiş gelmiş, sokakta samba yapıyorlardı. Şimdi bakıyorum da, futbolun ruhu tadı kaçtı. Herkesin cebinde pasaport, üç tane güvenlik kontrolü, tribünde gerginlik. Hele ki Trump gibi adamlardan biri ağzını açınca, tüm turnuvanın keyfi kaçıyor.
Bir şeyi net söyleyeyim: Spor siyasete bulaştığı an oyun bitiyor. Bu tip çıkışları ciddiye alırsan, turnuvadan önce turnuva başlar, futbolcuya da taraftara da yazık olur. İran gelsin, yenebiliyorsan yen, işi saha dışında kapatmaya çalışan kendine güvenmiyordur.
Futbolun büyüsü, farklı ülkelerin aynı sahada buluşması. Eğer bu tip dayatmalar devam ederse, yakında Dünya Kupası diye bir şey kalmaz. Zaten iyice şova döndü; bir de siyasi yasaklarla tamamen “Amerikan güreşi” gibi olur, senaryosu önceden yazılmış tiyatroya döner.
Tavsiye isteyenlere: Turnuvaya gidiyorsan, ülke fark etmeksizin her zaman tedbirli gez dersin ama kimseyi de bu kadar damgalama. Birlikte maç izleyip bira içebileceğin adamı, Twitter’da gördüğün siyasetçi sanma. Siyasetçiler çeker gider, tribündeki insanlar kalır.
00