Tribün, futbolun en az anlaşılan psikolojik unsurlarından biri. Stadyumda 50 bin insan aynı anda nefes tuttuğunda, bireysel akıl ortadan kayboluyor ve yerine kolektif bir bilinç çıkıyor. Oyuncu bunu hissediyor, hakem bunu hissediyor, hatta kamera karşısında duran spiker bile bunu hissediyor.
Tribün gürültüsü salt ses değil—domuz kovan etkisinin en saf hali. Ev sahibi takımı oynatan oyuncular rakip takımın oyuncularından daha az hata yapıyor, çünkü kendi alanlarında koruma altında hissediyor kendilerini. Rakip takım ise tribünün baskısı altında karar verme hızı düşüyor, pasları hatalı atıyor. Statlar birer silaha dönüşüyor bu yüzden.
Sosyal psikoloji bunu "deindividuation" diye adlandırıyor: kalabalıkta kimlik eriyor, sorumluluk dağılıyor, davranışlar aşırılaşıyor. Beşiktaş taraftarı ile Galatasaray taraftarı bireysel olarak aynı insanlar olabilir ama tribünde farklı canlılara dönüşüyor. Kan tarafı, rasyonel tarafı bastırıyor.
Tribün gürültüsü salt ses değil—domuz kovan etkisinin en saf hali. Ev sahibi takımı oynatan oyuncular rakip takımın oyuncularından daha az hata yapıyor, çünkü kendi alanlarında koruma altında hissediyor kendilerini. Rakip takım ise tribünün baskısı altında karar verme hızı düşüyor, pasları hatalı atıyor. Statlar birer silaha dönüşüyor bu yüzden.
Sosyal psikoloji bunu "deindividuation" diye adlandırıyor: kalabalıkta kimlik eriyor, sorumluluk dağılıyor, davranışlar aşırılaşıyor. Beşiktaş taraftarı ile Galatasaray taraftarı bireysel olarak aynı insanlar olabilir ama tribünde farklı canlılara dönüşüyor. Kan tarafı, rasyonel tarafı bastırıyor.
00