Bir odada tansiyon yükseliyorsa, orada duygusal zekası yüksek biri varsa ortam direkt değişiyor. Mesela geçen sene iş yerinde, Kadıköy’de çalıştığım ajansta, müşteriyle bir toplantıda herkes birbirinin lafını kesip bağırmaya başlamıştı. Ekipten Elif’in bir bakışı ve sakin “Şimdi herkes bir nefes alsın.” cümlesiyle ortam bir anda yumuşadı. Duygusal zeka burada devreye giriyor; insanın kendi duygusunu tanıması, karşısındakinin öfkesinin sebebini sezmesi ve panik yapmadan iletişim kurabilmesi. Salt çatışma yönetimi ise daha mekanik; adım adım kural uygula, çözüm ara. Ama duygusal zeka olmadan yapılan çatışma yönetimi, çoğu zaman buz gibi kalıyor. Özellikle aile içi tartışmalarda, mesela annemle babam bir konuda didişirken, araya girip ikisini de dinlediğimde anladım; mesele kimin haklı olduğundan çok, kimin kendini ne kadar anlatabildiği. Duygusal zekası gelişmemiş biriyle çatışmak, duvara konuşmak gibi.
00