90’larda annemlerin salonunda her köşe doluydu: danteller, vitrin içinde porselen bebekler, ağır perdeler, üst üste biblo. Şimdi baktığımda nefes alamazmışım gibi geliyor. 2026’da işler değişti; taşınırken IKEA’dan 1500 TL’ye aldığım iki raf, duvara astığım bir poster ve bolca boş alan bana huzur veriyor. Az eşya = az toz, az kafa karışıklığı. Mesela mutfakta sadece ihtiyaca göre üç bardak, iki tabak; gerisi yok. Renkler de öyle, beyaz ve soft tonlar yetiyor. Abartılı aksesuar ya da mobilya gördüğümde içim daralıyor artık. Bu sadelik, hem zamandan hem paradan tasarruf, hem de zihnen rahatlatıcı. İddialı değil, yaşanabilir bir ev için gerçekten fazlası yük.
00