İstanbul’da bir şirkette, 2022 yazında, patronun odasında kendimi Survivor finalinde gibi hissetmiştim. Toplantıdan önce kahve alırken bardak elimden kaydı, incecik kırıldı. Tam o an, patronun klasik “Neden bu kadar gerginiz?” sorusu geldi. Etrafın buz kestiği o beş saniyede, duygusal zekanın ekmeğini yedim. İçimden “Vallahi patron, senin gibi biriyle çalışmak kolay değil” geçse de, “Sanırım biraz yorgunum, çözmeye çalışıyorum” dedim. Tartışmalarda, karşı tarafı alt etmek için değil, olayı çözmek için dinleyince işler daha kolay akıyor. Duygusal zekası patates olan tipler, üç gün sonra hâlâ kin tutup WhatsApp’tan imalı sticker atıyor. Bir de, lafı uzatmadan samimi kalınca, gereksiz triplerin, kırgınlıkların önüne geçilebiliyor. Çatışmayı yönetmek için illa lider olmak gerekmiyor; bazen bir “ben seni anladım” cümlesi, toplantının kaderini değiştiriyor.
00