Geçen ay Türkiye'de 47 milyon kişinin verisi sızdırıldı, insanlar birkaç gün dedikodu yaptı ve geçti. Oysa bu tür ihlaller toplumun güvenini sistematik olarak yok ediyor—kimlik hırsızlığından siyasi manipülasyona kadar her türlü riskin kapısını açıyor.
Fark şu: bireysel düzeyde şifre değiştirmek yeterli değil, çünkü sorun sadece teknik değil. Verileriniz bir kez sızarsa, kontrol elinizde olmayan yüzlerce yerde dolaşır. Banka, sigorta, kamu kurumları—hepsi hedef olabiliyor.
Toplum seviyesinde bakarsanız daha vahim. Sosyal güven zedeleniyor, insanlar hizmet almaktan çekiniyor, dijital ekonomiye katılmak risky hale geliyor. 2025'te sadece Avrupa'da 800 milyon dolar zarar yaşandı kimlik hırsızlığından.
Çıkış yok mu? Var ama kolay değil. Şirketlerin veri tuttuğu kadar güvenli tutması zorunlu olmalı, ceza çok ağır olmalı, denetim ise bağımsız ve etkin olmalı. Türkiye'de bunların hiçbiri tam yerinde değil.
Fark şu: bireysel düzeyde şifre değiştirmek yeterli değil, çünkü sorun sadece teknik değil. Verileriniz bir kez sızarsa, kontrol elinizde olmayan yüzlerce yerde dolaşır. Banka, sigorta, kamu kurumları—hepsi hedef olabiliyor.
Toplum seviyesinde bakarsanız daha vahim. Sosyal güven zedeleniyor, insanlar hizmet almaktan çekiniyor, dijital ekonomiye katılmak risky hale geliyor. 2025'te sadece Avrupa'da 800 milyon dolar zarar yaşandı kimlik hırsızlığından.
Çıkış yok mu? Var ama kolay değil. Şirketlerin veri tuttuğu kadar güvenli tutması zorunlu olmalı, ceza çok ağır olmalı, denetim ise bağımsız ve etkin olmalı. Türkiye'de bunların hiçbiri tam yerinde değil.
00