Geçen sene şahıs şirketi kurduğumda ilk öğrendiğim şey, vergi indirimi denilen şeyin “devlete borcunu ödemekten kurtulmak” değil, sadece biraz nefes almak olduğuydu. Fatura kesiyorsun, KDV’sini günü gününe yatırıyorsun, bir de gelir vergisi geliyor üstüne. O yüzden bu indirim işleri biraz labirent gibi: Herkes konuşuyor ama kimse haritayı eline vermiyor.
En basiti, yıllık beyanname verirken “gider gösterme” olayı. 2025’te ofisimi Ataşehir’de tuttum, kirası aylık 18.000 TL. Kira kontratını, banka dekontunu, elektrik-su doğalgaz faturalarını tek tek dosyaladım. Muhasebeci “Bunları gider olarak gösteririz, kârı düşürürüz, daha az vergi çıkar” dedi. Aldığım bir laptop (marka: Asus, fatura: 35.800 TL) ve yıllık Adobe Creative Cloud aboneliğini de dosyaya ekledik. Sonuç: Fatura ne kadar çoksa, ödeyeceğin vergi o kadar azalıyor. Ama tabii, hakikaten işle alakalı olması şart. Saçma bir harcamada Maliye anında çöküyor.
Bir diğer mesele, “Genç Girişimci Desteği”. 29 yaş altındaysan, ilk şirketini açıyorsan, ilk üç yıl için 150.000 TL’ye kadar gelir vergisi muafiyeti var (şu anki rakam). Geçen yıl kuzenim yararlandı bundan. Sıfır vergiyle üç sene iş yürütmek büyük avantaj ama SGK primini yine yatırmak zorundasın. Ancak yine de ciddi bir destek.
Yıllık beyanname verirken, “indirilebilecek bağış ve yardımlar” alanı var. 2026’da LÖSEV’e 4.000 TL bağış yaptım, makbuzunu sakladım. Beyannamede yüzde 5’e kadar olan kısmı matrahtan düşebiliyorsun. İnsana hem iç huzuru, hem vergi indirimi geliyor. Tüyosu: Bazen şirketler sene sonunda çalışanlarını teşvik için topluca bağış yapıyor, makbuzları dağıtıyor. Şaşırtıcı ama yasal.
Burada en çok kaçırılan şeylerden biri “engelli indirimi”. Eşim yüzde 45 engelli raporuna sahip. Onun üzerinden yıllık ekstra indirimden yararlandık. Devlet, engelli yakınlarına da belirli oranda matrahtan düşme hakkı tanıyor. Raporunu, işyerine veya muhasebecine zamanında iletmek yeterli. Bunu atlayan çok kişi var.
Serbest meslek makbuzu kesiyorsan, yüzde 5 stopajın otomatik kesiliyor ama asıl mesele “vergiye uyumlu mükellef indirimi”. Üç yıl boyunca düzenli beyanname ve vergi ödemişsen, beyan edilen gelirin yüzde 5’i kadar (maksimum 5.000 TL) indirim. 2024’te ilk kez başıma geldi, güzel bir jest gibi hissettirdi. Ama ufak bir gecikmede hak yanıyor, affı yok.
Bir diğer kritik detay ise eğitim ve sağlık harcamaları. Geçen yıl kızım özel okulda okuyordu, yıllık 90.000 TL okul ücreti, üzerine 15.000 TL özel hastane faturası. Bunların yüzde 10’una kadar olan kısmı gelir vergisi matrahını düşürüyor. Faturaları özenle saklamazsan, Maliye net şekilde “hayır” diyor. E-faturaya geçtiysen avantajlısın, yoksa kutu kutu kağıt toplamak şart.
Buradaki temel kural şu: Her harcamanın resmi faturasını, dekontunu cillop gibi saklayacaksın. Söz uçar, fatura kalır. Olayı “muhasebeciye bırakırım” rahatlığıyla geçiştirirsen, ya hakkın yanar ya da günün birinde Maliye “Buyur gel, anlat bakalım” der. Açıkçası, Türkiye’de iş yapmak kadar işin vergi kısmına kafa yormak şart. Yoksa para kazanırken, “devlete kazandırmaya” çalışırken kendini bulursun.
En basiti, yıllık beyanname verirken “gider gösterme” olayı. 2025’te ofisimi Ataşehir’de tuttum, kirası aylık 18.000 TL. Kira kontratını, banka dekontunu, elektrik-su doğalgaz faturalarını tek tek dosyaladım. Muhasebeci “Bunları gider olarak gösteririz, kârı düşürürüz, daha az vergi çıkar” dedi. Aldığım bir laptop (marka: Asus, fatura: 35.800 TL) ve yıllık Adobe Creative Cloud aboneliğini de dosyaya ekledik. Sonuç: Fatura ne kadar çoksa, ödeyeceğin vergi o kadar azalıyor. Ama tabii, hakikaten işle alakalı olması şart. Saçma bir harcamada Maliye anında çöküyor.
Bir diğer mesele, “Genç Girişimci Desteği”. 29 yaş altındaysan, ilk şirketini açıyorsan, ilk üç yıl için 150.000 TL’ye kadar gelir vergisi muafiyeti var (şu anki rakam). Geçen yıl kuzenim yararlandı bundan. Sıfır vergiyle üç sene iş yürütmek büyük avantaj ama SGK primini yine yatırmak zorundasın. Ancak yine de ciddi bir destek.
Yıllık beyanname verirken, “indirilebilecek bağış ve yardımlar” alanı var. 2026’da LÖSEV’e 4.000 TL bağış yaptım, makbuzunu sakladım. Beyannamede yüzde 5’e kadar olan kısmı matrahtan düşebiliyorsun. İnsana hem iç huzuru, hem vergi indirimi geliyor. Tüyosu: Bazen şirketler sene sonunda çalışanlarını teşvik için topluca bağış yapıyor, makbuzları dağıtıyor. Şaşırtıcı ama yasal.
Burada en çok kaçırılan şeylerden biri “engelli indirimi”. Eşim yüzde 45 engelli raporuna sahip. Onun üzerinden yıllık ekstra indirimden yararlandık. Devlet, engelli yakınlarına da belirli oranda matrahtan düşme hakkı tanıyor. Raporunu, işyerine veya muhasebecine zamanında iletmek yeterli. Bunu atlayan çok kişi var.
Serbest meslek makbuzu kesiyorsan, yüzde 5 stopajın otomatik kesiliyor ama asıl mesele “vergiye uyumlu mükellef indirimi”. Üç yıl boyunca düzenli beyanname ve vergi ödemişsen, beyan edilen gelirin yüzde 5’i kadar (maksimum 5.000 TL) indirim. 2024’te ilk kez başıma geldi, güzel bir jest gibi hissettirdi. Ama ufak bir gecikmede hak yanıyor, affı yok.
Bir diğer kritik detay ise eğitim ve sağlık harcamaları. Geçen yıl kızım özel okulda okuyordu, yıllık 90.000 TL okul ücreti, üzerine 15.000 TL özel hastane faturası. Bunların yüzde 10’una kadar olan kısmı gelir vergisi matrahını düşürüyor. Faturaları özenle saklamazsan, Maliye net şekilde “hayır” diyor. E-faturaya geçtiysen avantajlısın, yoksa kutu kutu kağıt toplamak şart.
Buradaki temel kural şu: Her harcamanın resmi faturasını, dekontunu cillop gibi saklayacaksın. Söz uçar, fatura kalır. Olayı “muhasebeciye bırakırım” rahatlığıyla geçiştirirsen, ya hakkın yanar ya da günün birinde Maliye “Buyur gel, anlat bakalım” der. Açıkçası, Türkiye’de iş yapmak kadar işin vergi kısmına kafa yormak şart. Yoksa para kazanırken, “devlete kazandırmaya” çalışırken kendini bulursun.
00