Dışişleri’nde çalışan bir arkadaşım vardı, 2020’de Azerbaycan-Ermenistan gerilimi patladığında Ankara’daki odalarında telefonlar susmamış. Diplomasi bu ülkede genelde “kriz anında devreye giren yangın söndürücü” gibi kullanılır. Mesela 15 Temmuz gecesi, sabaha kadar elçiliklerle WhatsApp gruplarında “Türkiye hâlâ burada mı?” yazışmaları dönmüş. Kriz yönetimi deyince aklıma hep masada kimin oturduğu, hangi dilin konuşulduğu, kimin hangi ülkenin büyükelçisini ne zaman aradığı gelir. Pratikte çoğu zaman reflekslerle hareket ediliyor; sistemli bir kriz protokolü hep konuşulur ama uygulamada lafı bol, eylemi eksik kalıyor. Özellikle son beş yılda, Suriye’den gelen göç dalgası ve deprem gibi felaketlerde, bilgi akışının hızlı ve şeffaf olması gerektiği bir kez daha ortaya çıktı. Sorun şu: Bürokrasi hızlı karar almayı sevmiyor, ama kriz dediğin beklemez.
00