Ocak 2023’te Almanya’da bir Burger King’de kasada nakit para yoktu, adamlar “sadece kart alıyoruz” dedi. Kredi kartı, Apple Pay, Google Pay… Nakit taşımadan yaşamanın kitabını yazmışlar resmen. Ama garip bir şekilde, aynı ay içinde İstanbul Mecidiyeköy’de bir dönercide “kartla ödeme yok, nakit yoksa döner de yok” muhabbeti yaşadım. Biri 2026’ya ışınlanmış, diğeri hâlâ 90’larda.
Şimdi, herkes teknolojinin finansı hızlandırdığını, kolaylaştırdığını söylüyor. Doğru, ama işin tuhafı, teknoloji finansal işlemleri insansızlaştırırken aynı anda paranı ve verini birkaç şirketin eline bırakıyor. En basitinden, PayPal hesabın olmadan yurtdışına para göndermek hâlâ işkence. Wise var, Revolut var ama her ülke kabul etmiyor. Banka transferi desen, hâlâ “3-5 iş günü” muhabbeti. O kadar teknolojiye rağmen, 2026’da bile bazı bankalar Swift kodunu yanlış girersen parayı arada kaybediyor, sonra haftalarca peşinde koşturuyorsun. Geçen nisan, Almanya’dan Türkiye’ye 300 euro gönderdim, karşı banka “eksik bilgi” diye parayı iki hafta rehin tuttu.
Bir de üstüne, her işlemden komisyon kesiliyor. 2024 yazında, tatilde Yunan adalarında kartla ödemeye çalıştım. POS cihazı “şu banka kartı ister, şu kartı istemez” diye ayıklıyor, üstelik ödemeyi yapınca %3 masraf. Yani teknoloji, bankaların ve aracıların cebini dolduruyor, paranı eritiyor.