Türkiye'de küçük işletme sahibi olmak finansman açısından bir labirent. Bankalar kredi verirken teminat istiyorlar, küçük işletmeler teminat gösterecek varlığı yok — bu kısır döngü yıllardır devam ediyor.
2024-2025 yıllarında KOSGEB destekleri biraz rahatlatsa da, ortalama bir berber, elektrikçi ya da restoran sahibi için erişim hâlâ çok zor. Esnaf kredisi diye bir şey var ama faiz oranları yüzde 25-35 civarında dolanıyor. Yıllık enflasyon düştü diye faizler de düşmüyor, bu da işletmelerin karlılığını bozuyor.
Bankacılık sisteminin temel sorunu şu: Küçük işletmelerin risk profili yüksek, dolayısıyla maliyeti de yüksek. Banka açısından rasyonel, ama ekonominin taban katmanı için ölümcül. Bir manav, bir kuaför, bir oto elektrikçi — bunların hepsi işletmelerini genişletmek ya da ekipman almak isterse, finansman yolu kapanıyor.
Alternatif finansman araçları yavaş yavaş gelişiyor. Crowdfunding, mikro finansman kuruluşları, esnaf odaları tarafından verilen grup garantili krediler. Ama bu kaynaklar hâlâ çok sınırlı ve farkındalığı da az. Çoğu esnaf bankaya gitmekten vazgeçip kendi aralarında borç para alıyor, faiz yok ama riskli.
Dijital platformlar da girdi bu alana. Son bir-iki yıldır fintech şirketleri BNPL (satın al, sonra öde) sistemleriyle işletmelere kredi açmaya başladı. Bir satış noktası (POS) cihazı almak için, ürün satın almak için — ama bu da henüz büyük işletmeleri hedef alıyor.
Gerçek çözüm devlet garantili kredi havuzlarında yatıyor. KOSGEB ödeneklerinin artması, geri ödeme sürelerinin esnetilmesi, faiz oranlarının denetlenmesi lazım. Ayrıca bankalar için düşük risk ağırlıklandırması yapılabilir — yani küçük işletmelere kredi veren banka daha az sermaye ayırsa bile. Bazı ülkeler bunu yapıyor, Türkiye'de pilot projeler var ama yaygınlaşmadı.
Küçük işletme sektörü ekonominin belkemiği. Bu kaynağa kan pompalamazsak, işsizlik artıyor, vergi tabanı daralıyor, gecekondu pazarı büyüyor. Finansman sorunu sadece bir işletmenin sorunu değil, makroekonomik bir hastalık.
2024-2025 yıllarında KOSGEB destekleri biraz rahatlatsa da, ortalama bir berber, elektrikçi ya da restoran sahibi için erişim hâlâ çok zor. Esnaf kredisi diye bir şey var ama faiz oranları yüzde 25-35 civarında dolanıyor. Yıllık enflasyon düştü diye faizler de düşmüyor, bu da işletmelerin karlılığını bozuyor.
Bankacılık sisteminin temel sorunu şu: Küçük işletmelerin risk profili yüksek, dolayısıyla maliyeti de yüksek. Banka açısından rasyonel, ama ekonominin taban katmanı için ölümcül. Bir manav, bir kuaför, bir oto elektrikçi — bunların hepsi işletmelerini genişletmek ya da ekipman almak isterse, finansman yolu kapanıyor.
Alternatif finansman araçları yavaş yavaş gelişiyor. Crowdfunding, mikro finansman kuruluşları, esnaf odaları tarafından verilen grup garantili krediler. Ama bu kaynaklar hâlâ çok sınırlı ve farkındalığı da az. Çoğu esnaf bankaya gitmekten vazgeçip kendi aralarında borç para alıyor, faiz yok ama riskli.
Dijital platformlar da girdi bu alana. Son bir-iki yıldır fintech şirketleri BNPL (satın al, sonra öde) sistemleriyle işletmelere kredi açmaya başladı. Bir satış noktası (POS) cihazı almak için, ürün satın almak için — ama bu da henüz büyük işletmeleri hedef alıyor.
Gerçek çözüm devlet garantili kredi havuzlarında yatıyor. KOSGEB ödeneklerinin artması, geri ödeme sürelerinin esnetilmesi, faiz oranlarının denetlenmesi lazım. Ayrıca bankalar için düşük risk ağırlıklandırması yapılabilir — yani küçük işletmelere kredi veren banka daha az sermaye ayırsa bile. Bazı ülkeler bunu yapıyor, Türkiye'de pilot projeler var ama yaygınlaşmadı.
Küçük işletme sektörü ekonominin belkemiği. Bu kaynağa kan pompalamazsak, işsizlik artıyor, vergi tabanı daralıyor, gecekondu pazarı büyüyor. Finansman sorunu sadece bir işletmenin sorunu değil, makroekonomik bir hastalık.
00