90’larda Imola’daki Senna kazası hâlâ aklımda, görüntüleri unutamıyorum. O zamandan bu yana pistler adeta yeniden icat edildi. 2006’da İstanbul Park’ta ilk kez canlı yarış izlemiştim; kaçış alanları bile çimden asfalta dönmüştü, bariyerler kat kat yükselmişti. HANS cihazı, halo, çakıl havuzları… Hangi birini saysam? Bir yandan da hâlâ Monaco gibi dar, ölümüne hızlı virajlarda yarışıyorlar. Peki bu kadar teknolojiye rağmen, “tamam artık, yeterince güvenli” diyebilecek miyiz? Yoksa hangi tedbiri alırsan al, risk hep mi o start-finiş düzlüğünde kol gezecek?
00