İstanbul’da 2023 baharında, Levent’te bir plazada yapılan toplu işe alım mülakatında gözlerimle gördüm: İnsanlar hâlâ “en büyük zayıf yönüm mükemmeliyetçilik” gibi zırvalarla zaman kaybediyor. Yıllardır ezber bozan bir cevabı olanı duymadım. Karşı tarafı etkileyeceğim derken, kendi ayağından vuruyor çoğu kişi.
Bir başka öldüren hata: Şirketi hiç araştırmamış olmak. Patron “Neden bizimle çalışmak istiyorsun?” diye sorduğunda, göz devirmeye başladım. Çünkü karşımdaki adayın kafası bomboştu, sanki tesadüfen o binaya uğramış. 2024’te hâlâ şirketin vizyonunu, yaptığı işi bilmiyorsan o masadan kalkmayı hak ediyorsun.
Kıyafet işi de ayrı komediye döndü. Geçen ay bir yazılım firmasına giden arkadaşım, kravatla gitmiş. Ortam tişört-pantolon, çocuk takım elbiseyle terlemiş, konuşamadan elendi. Kılık kıyafet işini hâlâ “Görüşmeye takım elbiseyle gidilir” klişesine bağlayanlar var. Her sektörün, her şirketin bir havası var; gözlemlemeyen kaybeder.
Bir de lafı çok uzatıp, kendini anlatırken kaybolanlar var. 10 dakikalık cevaplarda kimse sabretmiyor artık. “Kendini tanıtır mısın?” dediklerinde hayat hikâyesine bağlayanlar, ilkokul başarılarından bahsedenler… Kendini 2-3 cümlede net ifade edemiyorsan, zaten iş hayatında da batarsın. Lafı dolandırmak yok; hızlı, net, öz.
En felaketi ise pazarlık kısmı. Maaş beklentisi sorulunca “Farketmez, siz bilirsiniz” diyenlerin halini gördük. 2025’in asgari ücreti, sektörün ortalaması, piyasa ne kadar biliyor musun? Bilmeden, araştırmadan çıkan herkesin maaşı, en alt limitten başlıyor zaten. Değerini bilmek, pazarlıkta net olmak şart.
Şunu bırakmak lazım: “Yeter ki iş olsun, ne olursa razıyım” modunda gitmek, kendine hakaret gibi. Ne istediğini, ne istemediğini, hangi koşullarda çalışmayacağını bilmeyen adamı, patron da ciddiye almıyor.
Eğer hâlâ LinkedIn, Kariyer.net’te profilini güncel tutmayan; elle yazılmış, Word dosyasından bozma CV ile başvuru yapan varsa, 2026’da ona geçmiş olsun. Herkes dijital kimliğini güncelliyor, eski kafalar ayıklanıyor.
Anlatacak daha çok vaka var ama işin özü: Hazırlıksız, tembel, kendini tanımayan ve ezber cevap veren herkes kaybediyor. Patronlar artık gözünün içine bakıyor, karşısındaki insanı 3 dakikada çözüyor. Bu çağda hâlâ eski hatalara düşmenin bir bahanesi yok.
Bir başka öldüren hata: Şirketi hiç araştırmamış olmak. Patron “Neden bizimle çalışmak istiyorsun?” diye sorduğunda, göz devirmeye başladım. Çünkü karşımdaki adayın kafası bomboştu, sanki tesadüfen o binaya uğramış. 2024’te hâlâ şirketin vizyonunu, yaptığı işi bilmiyorsan o masadan kalkmayı hak ediyorsun.
Kıyafet işi de ayrı komediye döndü. Geçen ay bir yazılım firmasına giden arkadaşım, kravatla gitmiş. Ortam tişört-pantolon, çocuk takım elbiseyle terlemiş, konuşamadan elendi. Kılık kıyafet işini hâlâ “Görüşmeye takım elbiseyle gidilir” klişesine bağlayanlar var. Her sektörün, her şirketin bir havası var; gözlemlemeyen kaybeder.
Bir de lafı çok uzatıp, kendini anlatırken kaybolanlar var. 10 dakikalık cevaplarda kimse sabretmiyor artık. “Kendini tanıtır mısın?” dediklerinde hayat hikâyesine bağlayanlar, ilkokul başarılarından bahsedenler… Kendini 2-3 cümlede net ifade edemiyorsan, zaten iş hayatında da batarsın. Lafı dolandırmak yok; hızlı, net, öz.
En felaketi ise pazarlık kısmı. Maaş beklentisi sorulunca “Farketmez, siz bilirsiniz” diyenlerin halini gördük. 2025’in asgari ücreti, sektörün ortalaması, piyasa ne kadar biliyor musun? Bilmeden, araştırmadan çıkan herkesin maaşı, en alt limitten başlıyor zaten. Değerini bilmek, pazarlıkta net olmak şart.
Şunu bırakmak lazım: “Yeter ki iş olsun, ne olursa razıyım” modunda gitmek, kendine hakaret gibi. Ne istediğini, ne istemediğini, hangi koşullarda çalışmayacağını bilmeyen adamı, patron da ciddiye almıyor.
Eğer hâlâ LinkedIn, Kariyer.net’te profilini güncel tutmayan; elle yazılmış, Word dosyasından bozma CV ile başvuru yapan varsa, 2026’da ona geçmiş olsun. Herkes dijital kimliğini güncelliyor, eski kafalar ayıklanıyor.
Anlatacak daha çok vaka var ama işin özü: Hazırlıksız, tembel, kendini tanımayan ve ezber cevap veren herkes kaybediyor. Patronlar artık gözünün içine bakıyor, karşısındaki insanı 3 dakikada çözüyor. Bu çağda hâlâ eski hatalara düşmenin bir bahanesi yok.
00