Maslak’ta bir plazada, 2025’in Kasım’ında üç ayrı mülakata girdim. Üçünde de aynı hatalar döndü durdu. Şimdi anlatınca “bunu kim yapar?” diyeceksin ama yapılıyor.
Biri, özgeçmişine yazdığı gibi İngilizce “çok iyi” sanıyor, ama ilk “How are you?”da kekeliyor. Hazır olmadığı belli oluyor. CV’de yazdığın şeye güvenin yoksa yazma, yeminle başına bela oluyor.
Bir diğeri, şirkete dair hiçbir araştırma yapmadan geliyor. HR soruyor: “Bizim şirket tam olarak ne iş yapıyor biliyor musunuz?” Cevap: “Galiba danışmanlık, değil mi?” O anda suratlar ekşiyor. Yani 5 dakikalık Google araştırmasıyla rezil olmayabilirsin.
Maaş beklentisi sorulduğunda “Farketmez, siz ne uygun görürseniz.” cümlesi kadar kendine güvensiz bir cevap yok. 2026’da hâlâ bunu diyenleri gördüm. Piyasa ortalamasını bilmeden mülakata girilmez. Hedefin var, pazarlık yapacak cesaretin var, onu da göstereceksin.
Bazıları abartılı bir özgüvenle giriyor. Başarısızlığı hiç anlatmıyor. Sadece başarıdan bahsedenlerin samimiyeti sorgulanıyor. Bir kere, 2024’te bir fintech firmasının müdürü, bana açık açık şunu sormuştu: “Başarısız olduğun ve toparladığın bir örnek verir misin?” Orada kıvıranlar üçüncü dakikada eleniyor.
Giyimde “cool” olacağım diye fazla rahat gelenlere de rastladım. Özellikle yazın, gömleğin üstü açık, spor ayakkabıyla girenler. Patronun odasında, Temmuz sıcağında terliyken karşısına öyle çıkınca, ilk izlenim çöp oluyor. Sektöre göre minimum şıklığı korumak şart.
Sürekli “biz” dili kullananlar var. “Projeyi yaptık, işi bitirdik, müşteriyi kazandık...” Tamam, ekip işi önemli de, senin katkın neydi? İnsan kaynakları “ben ne yaptım”ı duymak istiyor. Çünkü topluca övünmek kolay, kişisel başarı göstermek zor.
Kapanışta “Sorunuz var mı?” dediklerinde “Yok, her şeyi öğrendim.” diyenler var. Hiç soru sormamak, ilgisiz ve pasif bir profil çiziyor. En azından, “Takımınız kaç kişilik?”, “Performans ölçümü nasıl yapılıyor?” gibi bir soru sorman şart.
Sonuncusu da, telefondan bakarak veya kağıttan okuyarak konuşanlar. Hele online mülakatlarda, gözlerini kameradan kaçırıp not okuyanlar, samimi gelmiyor. Prova yap, kafanda hazırla, ama o anda doğal davran.
Özetle, hazırlıksızlık, kendini abartmak ya da tamamen ezik davranmak, araştırmadan gitmek ve iletişim kazaları… Bunlar 2026 yılında hâlâ en sık yapılan hatalar. Yılda yüzlerce CV tarayan, onlarca görüşmeye giren biri olarak, bu temel şeyleri halletmeden cool bir iş beklemek hayalcilik.
Biri, özgeçmişine yazdığı gibi İngilizce “çok iyi” sanıyor, ama ilk “How are you?”da kekeliyor. Hazır olmadığı belli oluyor. CV’de yazdığın şeye güvenin yoksa yazma, yeminle başına bela oluyor.
Bir diğeri, şirkete dair hiçbir araştırma yapmadan geliyor. HR soruyor: “Bizim şirket tam olarak ne iş yapıyor biliyor musunuz?” Cevap: “Galiba danışmanlık, değil mi?” O anda suratlar ekşiyor. Yani 5 dakikalık Google araştırmasıyla rezil olmayabilirsin.
Maaş beklentisi sorulduğunda “Farketmez, siz ne uygun görürseniz.” cümlesi kadar kendine güvensiz bir cevap yok. 2026’da hâlâ bunu diyenleri gördüm. Piyasa ortalamasını bilmeden mülakata girilmez. Hedefin var, pazarlık yapacak cesaretin var, onu da göstereceksin.
Bazıları abartılı bir özgüvenle giriyor. Başarısızlığı hiç anlatmıyor. Sadece başarıdan bahsedenlerin samimiyeti sorgulanıyor. Bir kere, 2024’te bir fintech firmasının müdürü, bana açık açık şunu sormuştu: “Başarısız olduğun ve toparladığın bir örnek verir misin?” Orada kıvıranlar üçüncü dakikada eleniyor.
Giyimde “cool” olacağım diye fazla rahat gelenlere de rastladım. Özellikle yazın, gömleğin üstü açık, spor ayakkabıyla girenler. Patronun odasında, Temmuz sıcağında terliyken karşısına öyle çıkınca, ilk izlenim çöp oluyor. Sektöre göre minimum şıklığı korumak şart.
Sürekli “biz” dili kullananlar var. “Projeyi yaptık, işi bitirdik, müşteriyi kazandık...” Tamam, ekip işi önemli de, senin katkın neydi? İnsan kaynakları “ben ne yaptım”ı duymak istiyor. Çünkü topluca övünmek kolay, kişisel başarı göstermek zor.
Kapanışta “Sorunuz var mı?” dediklerinde “Yok, her şeyi öğrendim.” diyenler var. Hiç soru sormamak, ilgisiz ve pasif bir profil çiziyor. En azından, “Takımınız kaç kişilik?”, “Performans ölçümü nasıl yapılıyor?” gibi bir soru sorman şart.
Sonuncusu da, telefondan bakarak veya kağıttan okuyarak konuşanlar. Hele online mülakatlarda, gözlerini kameradan kaçırıp not okuyanlar, samimi gelmiyor. Prova yap, kafanda hazırla, ama o anda doğal davran.
Özetle, hazırlıksızlık, kendini abartmak ya da tamamen ezik davranmak, araştırmadan gitmek ve iletişim kazaları… Bunlar 2026 yılında hâlâ en sık yapılan hatalar. Yılda yüzlerce CV tarayan, onlarca görüşmeye giren biri olarak, bu temel şeyleri halletmeden cool bir iş beklemek hayalcilik.
00