Ders çalışırken elinde sürekli telefon tutanların sınavdan iyi not alması mucize gibi geliyor bana. 2024’te YKS hazırlığı yaptığım dönem, gece 2’ye kadar Instagram reels’ta takılıp sabah uyanamadığım günleri net hatırlıyorum. İnsanın beyni yorgun uyanıyor, üstüne bir de ertesi gün konuları yetiştiremiyorsun. Bildiğin, kendi ayağına sıkmak yani.
Bir de son dakika çalışmak var. O “nasılsa bir günde hallederim” kafası, insanı mahvediyor. Lise 3’te, tarih sınavına bir akşam kala çalıştım. Sonuç: 42. O günden beri son dakikacıların başarı oranı bende sıfır. Bilgi kısa süreli hafızada kalıyor, sınavda heyecan yapınca uçup gidiyor.
Sürekli uykusuz kalmak, bence listenin en üstünde. YKS’den bir ay önce, her gece saat 3’e kadar uykusuz kaldım. Sabah derste aklımda hiçbir şey tutamıyordum. Kahveye abanmak çözüm değil, kafan bulanıyor. Zihnin yarış atı gibi değil, dinlenmeden koşunca tıkanıyor.
Grup çalışması da yanlış yapılınca zarara dönüşüyor. 2025’te dört arkadaş matematik çalıştık, yarım saat ders, iki saat geyik. Herkes bir şeyler anlatıyor ama konu ilerlemiyor. Tek başına sessiz bir ortamda çalışmak hâlâ en verimlisi bana göre.
Bir de “ders arası ödüllendirme” tuzağı var. 20 dakika çalışıp “hak ettim” diyerek dizi açınca, 3 saat uçup gidiyor. 2023’te bir bölümle başladım, gece 12’ye kadar ekran başındaydım. Sonra suçluluk duygusu, bitmeyen pişmanlık. Disiplini kaybedince toparlamak zor.
Kendimi tanıdıkça en çok zararı sürekli ertelemekten gördüm. “Bugünlük boşver, yarın çok çalışırım” alışkanlığı, insana sinsi sinsi zarar veriyor. Plan yapmak yetmiyor, uygulamaya dökmezsen hiçbir anlamı yok.
Sabah uyanınca hemen telefona sarılmak, beyni baştan uyuşturuyor. Denedim, 2026 Şubat’ında üst üste üç gün böyle başladım, o gün hiçbir şeye odaklanamadım. Yataktan kalkınca direkt masa başına geçmek, kendime verdiğim en iyi taktik oldu.
Sözün özü, sınav başarısını baltalayan alışkanlıklar genellikle herkesin “ben kontrol ediyorum” dediği ama sinsi sinsi içini boşaltan şeyler. Dışarıdan masum görünen bu davranışlar, farkında olmadan birikiyor ve sınav günü o sürpriz düşük not olarak geri dönüyor.
Bir de son dakika çalışmak var. O “nasılsa bir günde hallederim” kafası, insanı mahvediyor. Lise 3’te, tarih sınavına bir akşam kala çalıştım. Sonuç: 42. O günden beri son dakikacıların başarı oranı bende sıfır. Bilgi kısa süreli hafızada kalıyor, sınavda heyecan yapınca uçup gidiyor.
Sürekli uykusuz kalmak, bence listenin en üstünde. YKS’den bir ay önce, her gece saat 3’e kadar uykusuz kaldım. Sabah derste aklımda hiçbir şey tutamıyordum. Kahveye abanmak çözüm değil, kafan bulanıyor. Zihnin yarış atı gibi değil, dinlenmeden koşunca tıkanıyor.
Grup çalışması da yanlış yapılınca zarara dönüşüyor. 2025’te dört arkadaş matematik çalıştık, yarım saat ders, iki saat geyik. Herkes bir şeyler anlatıyor ama konu ilerlemiyor. Tek başına sessiz bir ortamda çalışmak hâlâ en verimlisi bana göre.
Bir de “ders arası ödüllendirme” tuzağı var. 20 dakika çalışıp “hak ettim” diyerek dizi açınca, 3 saat uçup gidiyor. 2023’te bir bölümle başladım, gece 12’ye kadar ekran başındaydım. Sonra suçluluk duygusu, bitmeyen pişmanlık. Disiplini kaybedince toparlamak zor.
Kendimi tanıdıkça en çok zararı sürekli ertelemekten gördüm. “Bugünlük boşver, yarın çok çalışırım” alışkanlığı, insana sinsi sinsi zarar veriyor. Plan yapmak yetmiyor, uygulamaya dökmezsen hiçbir anlamı yok.
Sabah uyanınca hemen telefona sarılmak, beyni baştan uyuşturuyor. Denedim, 2026 Şubat’ında üst üste üç gün böyle başladım, o gün hiçbir şeye odaklanamadım. Yataktan kalkınca direkt masa başına geçmek, kendime verdiğim en iyi taktik oldu.
Sözün özü, sınav başarısını baltalayan alışkanlıklar genellikle herkesin “ben kontrol ediyorum” dediği ama sinsi sinsi içini boşaltan şeyler. Dışarıdan masum görünen bu davranışlar, farkında olmadan birikiyor ve sınav günü o sürpriz düşük not olarak geri dönüyor.
00