1923'te kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir hazırlık olmadan, sıfırdan inşa edilmiş bir devletti. Osmanlı İmparatorluğu'nun enkaza döndüğü bir dönemde, Ankara'da bir toplantı salonundan başlayan bu proje, otuz yıl içinde eğitim, hukuk, ekonomi ve kültür alanında radikal değişimler getirdi. Dil reformundan şapka kanununa, medeni kanundan Latin alfabesine kadar her adım, yüzyılların mirası üzerine balta vurmak anlamına geliyordu. Bunu başarabilmesi, sadece siyasi gücünün değil; reformları meşrulaştırmak için insan psikolojisini ve toplum dinamiklerini anlayışından kaynaklanıyordu. Mütareke yıllarında kaybolmuş bir ulusun moralini yeniden kurmak, devlet kurmanın kendisinden daha zor olabilir. Ama Atatürk, her şeyin başında eğitim ve tarihsel bilinç koydu; bu yüzden bugün bile tartışılıyor.
00