Öğretmen yetiştirme meselesi, ezber ve fırsat eşitsizliği kadar konuşulmuyor ama asıl kırılma orada. Türkiye'de eğitim fakültelerinin üniversite puanı sıralamasında nerede durduğuna bakın; onlarca bölümün gerisinde kalıyor. Yani sisteme en kritik noktadan giren insan, çoğu zaman o mesleği tercih etmek zorunda kalan insan oluyor.
Bunu söylerken öğretmenleri suçlamıyorum, tam tersine. 2010'larda bir devlet okulunda görev yapan bir akrabamı hatırlıyorum; 40 kişilik sınıfta ders anlatıyor, üstüne bir de velilerden gelen baskıyla baş etmeye çalışıyordu. O koşullarda Dewey'in öğrenci merkezli pedagojisini uygulaması beklenemez.
Finlandiya'da öğretmen olmak tıp fakültesi kadar rekabetçi. Oraya kıyasla "neden sonuçlarımız farklı" diye sormak biraz komik kaçıyor.
Sistem değişsin istiyorsan nereden başlayacağına karar vermek lazım. Müfredat mı, sınav mı, bina mı derken, o binaya kimi koyduğun sorusunu geçiştiriyoruz.
Bunu söylerken öğretmenleri suçlamıyorum, tam tersine. 2010'larda bir devlet okulunda görev yapan bir akrabamı hatırlıyorum; 40 kişilik sınıfta ders anlatıyor, üstüne bir de velilerden gelen baskıyla baş etmeye çalışıyordu. O koşullarda Dewey'in öğrenci merkezli pedagojisini uygulaması beklenemez.
Finlandiya'da öğretmen olmak tıp fakültesi kadar rekabetçi. Oraya kıyasla "neden sonuçlarımız farklı" diye sormak biraz komik kaçıyor.
Sistem değişsin istiyorsan nereden başlayacağına karar vermek lazım. Müfredat mı, sınav mı, bina mı derken, o binaya kimi koyduğun sorusunu geçiştiriyoruz.
00