2019’un baharı, İstanbul’da sandıkların başında hayatımda ilk defa “değişim” duygusunu bu kadar net hissetmiştim. O güne kadar belediye başkanını seçmek, çoğu insan için klasik bir rutindi. Ekranlarda, reklam panolarında, AK Parti’nin yıllardır alıştığımız, neredeyse devlet klasiğine dönmüş yüzleri vardı. Bir yanda da sahada, tam anlamıyla insan içine karışan, mahalle aralarına kadar giren, selfie çeken, güler yüzlü bir adam: Ekrem İmamoğlu.
Çocukluğumda, 90’larda İstanbul deyince aklıma gelen şey çöp dağlarıydı. O dönem Refah Partisi, sonrasında AK Parti ile belediyecilik kavramı başka bir yere evrildi. Fakat yıllar geçti, işler yine rutine bindi. Beton, AVM, gökdelen, trafik… “Hoş geldin, hoş bulduk”tan ibaret protokol siyasetinin yerini, 2019’da birkaç ayda “her şey çok güzel olacak” diyen, 16 milyonluk şehri tek tek dolaşan bir figür aldı. O akşam, sandık başında gözümün önüne düşen ilk şey, 31 Mart 2019’u 17 bin oy farkıyla kazanıp mazbatası alınan, sonra 800 bin farkla geri dönen o adamın inadıydı.
Eskisi gibi devletin ağır, kasvetli havası yoktu. Belediyede tweet’lere cevap yazan, sosyal medyada mizahı elden bırakmayan, suya zam gelince hemen açıklama yapan bir başkan vardı. Kimse “başkan”ı ulaşılmaz görmüyordu. 2010’ların başında, Kadir Topbaş zamanında belediyeye bir iş için gittiğimde, kapılar, sekreterler, turnikeler arasında kaybolmuştum. Şimdi ise Beylikdüzü’nde bir sokak arasında, seçime haftalar kala, Ekrem İmamoğlu’nun otobüsünden inip esnafla sohbet etmesine birebir şahit oldum.
Tabii ki her şey toz pembe değil. İstanbul’un devasa bütçesi, yolsuzluk iddiaları, su zamları, ulaşım krizi… Bunlar hâlâ masada. Ama eskiye göre en büyük fark, kentin ruhu değişti. “Ben bilirim, ben yaparım” havası kırıldı. Özellikle gençlerde, “bize de kulak verir” hissi arttı. Bu, 90’ların belediyeciliğinden çok farklı bir atmosfer.
İronik ama gerçek: Eski İstanbul’da belediye başkanı kimdi, çoğu kişi bilmezdi. Şimdi belediye başkanı, gündem belirliyor, ülke siyasetinde ana aktörlerden biri. CHP’de “Kral çıplak” diyebilen, parti içi rekabetten çekinmeyen bir profil çiziyor. Yıllardır “İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” lafı boşa değilmiş, onu gördük.
Kendi gözümle gördüğüm şu: 2019’da İstanbul’da bir şeyler değiştiyse, bunda Ekrem İmamoğlu’nun sıradan bir siyasetçi gibi davranmamasının, eski kafayı kırmasının payı çok büyük. Bunu ister sevin, ister sevmeyin; İstanbul’da siyaset artık eski usul yürümüyor.
Çocukluğumda, 90’larda İstanbul deyince aklıma gelen şey çöp dağlarıydı. O dönem Refah Partisi, sonrasında AK Parti ile belediyecilik kavramı başka bir yere evrildi. Fakat yıllar geçti, işler yine rutine bindi. Beton, AVM, gökdelen, trafik… “Hoş geldin, hoş bulduk”tan ibaret protokol siyasetinin yerini, 2019’da birkaç ayda “her şey çok güzel olacak” diyen, 16 milyonluk şehri tek tek dolaşan bir figür aldı. O akşam, sandık başında gözümün önüne düşen ilk şey, 31 Mart 2019’u 17 bin oy farkıyla kazanıp mazbatası alınan, sonra 800 bin farkla geri dönen o adamın inadıydı.
Eskisi gibi devletin ağır, kasvetli havası yoktu. Belediyede tweet’lere cevap yazan, sosyal medyada mizahı elden bırakmayan, suya zam gelince hemen açıklama yapan bir başkan vardı. Kimse “başkan”ı ulaşılmaz görmüyordu. 2010’ların başında, Kadir Topbaş zamanında belediyeye bir iş için gittiğimde, kapılar, sekreterler, turnikeler arasında kaybolmuştum. Şimdi ise Beylikdüzü’nde bir sokak arasında, seçime haftalar kala, Ekrem İmamoğlu’nun otobüsünden inip esnafla sohbet etmesine birebir şahit oldum.
Tabii ki her şey toz pembe değil. İstanbul’un devasa bütçesi, yolsuzluk iddiaları, su zamları, ulaşım krizi… Bunlar hâlâ masada. Ama eskiye göre en büyük fark, kentin ruhu değişti. “Ben bilirim, ben yaparım” havası kırıldı. Özellikle gençlerde, “bize de kulak verir” hissi arttı. Bu, 90’ların belediyeciliğinden çok farklı bir atmosfer.
İronik ama gerçek: Eski İstanbul’da belediye başkanı kimdi, çoğu kişi bilmezdi. Şimdi belediye başkanı, gündem belirliyor, ülke siyasetinde ana aktörlerden biri. CHP’de “Kral çıplak” diyebilen, parti içi rekabetten çekinmeyen bir profil çiziyor. Yıllardır “İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” lafı boşa değilmiş, onu gördük.
Kendi gözümle gördüğüm şu: 2019’da İstanbul’da bir şeyler değiştiyse, bunda Ekrem İmamoğlu’nun sıradan bir siyasetçi gibi davranmamasının, eski kafayı kırmasının payı çok büyük. Bunu ister sevin, ister sevmeyin; İstanbul’da siyaset artık eski usul yürümüyor.
00