2025-26 sezonu, uzun yıllar sonra gerçek anlamda açık bir yarış gibi görünüyor. Galatasaray'ın son birkaç sezondaki hakimiyeti ligin rutinini bozmaya başlamıştı; rakipler puan farkını kapatamadan şampiyonluk kupasını bir kez daha İstanbul'un sarı-kırmızı tarafına bırakmak zorunda kalıyordu. Bu sezon tablo daha karmaşık.
Fenerbahçe, Jose Mourinho ile başladığı sezonu tutarlı bir performansla sürdürüyor. Mourinho'nun Türkiye'de nasıl bir futbol oynayacağı başta soru işaretiydi; adam her zaman önce savunmayı sağlamlaştırır, goller sonradan gelir demek doğru ama bu Süper Lig'de çok daha çabuk gerçekleşti. Kadro derinliği geçen yıla göre ciddi iyileşmiş durumda.
Galatasaray ise Okan Buruk ile birlikte inşa ettiği oyun kimliğini korumaya çalışıyor. Sorun şu: Avrupa maçları Türk takımlarını her zaman yoruyor ve Galatasaray bu sezon da o yükü taşıyor. Şampiyonlar Ligi gruplarında harcanan enerji, hafta sonu ligde fark yaratmayı güçleştiriyor. 2000'lerin başında da bu böyleydi; Avrupa'da ileri giden takım ligde tökezlerdi.
Beşiktaş'ı bu denklemin dışında tutmak hatalı olur. Sezonun ilk yarısında beklentilerin üstünde bir performans sergilediler. Ancak Beşiktaş'ın son on yılına bakıldığında dönemsel parlayıp sonra sönme kalıbı çok tanıdık; bu sezon o kalıbı kırıp kırmayacakları asıl soru.
Trabzonspor ise 2022 şampiyonluğunun yarattığı beklentiyle hâlâ baş etmeye çalışıyor. O şampiyonluk hem kulübü hem taraftarı büyüttü, ama kadro planlamasındaki tutarsızlık o büyümeyi taşıyamadı. Şu an için liderlik yarışından çok dördüncülük mücadelesi daha gerçekçi bir hedef.
Puan farkının bu kadar sıkışık olmasının yapısal bir nedeni de var: Yabancı oyuncu kuralı ve finansal fair play baskısı büyük üçlünün bütçe avantajını bir ölçüde törpülüyor. 2010'ların ortasında Galatasaray veya Fenerbahçe istediği oyuncuyu getirip fark yaratabiliyordu; artık o dönem kapandı. Trabzon'un 2022 şampiyonluğu da bu değişimin ürünüydü zaten.
Şampiyonluğun Fenerbahçe'ye gideceğini düşünüyorum. Mourinho'nun puan kaybetmeme refleksi, kadrodaki tecrübe ve bu sezon gösterdikleri istikrar öne çıkıyor. Galatasaray'ın Avrupa yorgunluğu kritik virajlarda fatura kesilirse dengeleri değiştirebilir. Mart-Nisan dönemi her şeyi netleştirecek.
Fenerbahçe, Jose Mourinho ile başladığı sezonu tutarlı bir performansla sürdürüyor. Mourinho'nun Türkiye'de nasıl bir futbol oynayacağı başta soru işaretiydi; adam her zaman önce savunmayı sağlamlaştırır, goller sonradan gelir demek doğru ama bu Süper Lig'de çok daha çabuk gerçekleşti. Kadro derinliği geçen yıla göre ciddi iyileşmiş durumda.
Galatasaray ise Okan Buruk ile birlikte inşa ettiği oyun kimliğini korumaya çalışıyor. Sorun şu: Avrupa maçları Türk takımlarını her zaman yoruyor ve Galatasaray bu sezon da o yükü taşıyor. Şampiyonlar Ligi gruplarında harcanan enerji, hafta sonu ligde fark yaratmayı güçleştiriyor. 2000'lerin başında da bu böyleydi; Avrupa'da ileri giden takım ligde tökezlerdi.
Beşiktaş'ı bu denklemin dışında tutmak hatalı olur. Sezonun ilk yarısında beklentilerin üstünde bir performans sergilediler. Ancak Beşiktaş'ın son on yılına bakıldığında dönemsel parlayıp sonra sönme kalıbı çok tanıdık; bu sezon o kalıbı kırıp kırmayacakları asıl soru.
Trabzonspor ise 2022 şampiyonluğunun yarattığı beklentiyle hâlâ baş etmeye çalışıyor. O şampiyonluk hem kulübü hem taraftarı büyüttü, ama kadro planlamasındaki tutarsızlık o büyümeyi taşıyamadı. Şu an için liderlik yarışından çok dördüncülük mücadelesi daha gerçekçi bir hedef.
Puan farkının bu kadar sıkışık olmasının yapısal bir nedeni de var: Yabancı oyuncu kuralı ve finansal fair play baskısı büyük üçlünün bütçe avantajını bir ölçüde törpülüyor. 2010'ların ortasında Galatasaray veya Fenerbahçe istediği oyuncuyu getirip fark yaratabiliyordu; artık o dönem kapandı. Trabzon'un 2022 şampiyonluğu da bu değişimin ürünüydü zaten.
Şampiyonluğun Fenerbahçe'ye gideceğini düşünüyorum. Mourinho'nun puan kaybetmeme refleksi, kadrodaki tecrübe ve bu sezon gösterdikleri istikrar öne çıkıyor. Galatasaray'ın Avrupa yorgunluğu kritik virajlarda fatura kesilirse dengeleri değiştirebilir. Mart-Nisan dönemi her şeyi netleştirecek.
30